Mayıs 15, 2008
geçtiğimiz ay “zaman beklemez” albümünü çıkaran pinhani, yanılmıyorsam yeni albümden sonra ikinci kez izmir seyircisinin karşısındaydı. her zamankinden farklı olarak deu tıp fakültesinde düzenlenen konsere giderken aklımda öğrenci olmadığım nedeniyle izleyip izleyemeyeceğim hakkında endişeler vardı. söz konusu yere canla beraber gittiğimizde konserin halka açık olduğunu gördük ve direk konser alanına sızma yaptık. ilk iş olarak etrafta bira satan stand aradık, fast-food ve koladan başka satış olmadığını görünce “alkolsüz festival mi olur lan” diyerek hemen yan taraftaki british petrol’ün yolunu tuttuk. artık biralarımızda elimizde sorun yok. 99-00 ege üniversitesi bahar şenliklerinin iki haso adamı olarak tabi ki o seneki şenlikten açıldı muhabbet. bugünle o gün arasında karşılaştırmalar yaptık gözlemlediklerimizden.
hava henüz kararırken pinhani çıktı sahneye. şu anda tam hatırlayamıyorum ama ilk albümden bir parçayla giriş yaptılar. “ben nasıl büyük adam olucam” ve yeni albümden “ağlama” ile devam ettiler. akın eldes gibi bir gitarcının olmasından kaynaklı bol bol doğaçlamalara yer verdiler parçalarında. bir tanesinde pink floyd’dan “the wall” ile giriş yaptılar ve sonra hemen athena’dan “skalonga”ya geçiş yaptılar. hemen ardından bulutsuzluk özlemi’nden “sözlerimi geri alamam”ı icra ettiler, vokalsiz. setlisti, alkol nedeniyle pek hatırlayamasam da “inandığın masallar”dan, “beni al”, “dön ba dünyaya”, “haftanın sonu”, “hele bir gel” (bunu bir de farklı versiyonda çaldılar), “istanbul’da”, yeni albümden ise “zaman beklemez”, “düğün”, “sırası değil”, “bir anda”yı çaldılar. 2 saate yakın kaldıkları sahnede, konseri “dursana dünya” ile bitirdiler. dün geceden sonra tekrar belli oldu ki; pinhani’nin müzikal olarak en büyük şanslarından biri akın eldes. olaya müzik harici bakarsak “kavak yelleri” dizisi diğer büyük şansı.
konser sonrası bp’ye tekrar göz attığımızda bira dolabının bomboş olduğunu hatta çevre bakkallarda bile bira stoklarının tükendiğine şahit olduk. yine biralamaya devam edip konser alanında bir süre geyik yaptık. artık neremizle içtiysek o biraları sabah kalktığımda hala sarhoştum. ne diyorduk: “orkididi molpedidi orkididi molpedidi orkididi molpedidi”
Yorum Yok » |
müzik | Tagged: akın eldes, bahar şenliği, deu bahar şenliği, inandığın masallar, konser, pinhani, zaman beklemez |
Kalıcı Bağlantı
Yazan: beerserk
Mayıs 13, 2008
güzeller güzeli scarlett johansson’ın tom waits parçalarını yorumladığı “anywhere i lay my head” 20 mayıs’ta raflarda olacak. net ortamına ise geçen hafta düştü bile, cumartesi gününden beri dinlemekteyim.
scar jo, bu albüm için tamamen kendi zevklerini yansıttığını söylemiş ve lindsey lohan ile paris hilton’a taş atmadan duramamış. “bu albüm tamamıyla benim yaşam tarzımı yansıtıyor. eğer şöhret peşinde koşan biri olsaydım “ghost world”, “lost in translation” gibi filmler yerine teen-slasherlarda rol alırdım. bu albüm yerineyse sakız bir pop albümü yapabilirdim” demiş spin’e verdiği röportajda.
dave sitek’in prodüktörlüğünü yaptığı albüm 11 parçadan oluşuyor, bunlardan 10 tanesi tom waits’in biri ise scar jo’nun yazımında katkıda bulunduğu “song for jo”. sound olarak shoegaze elementlerini barındıran çalışmada yeah yeah yeahs’ten nick zinner gitarıyla eşlik etmiş scar’a. ver bir başka sürpriz isim ise david bowie. “falling down” ve “fannin’ street” parçalarında back vokallerde yer almış.
parçalara şöyle bir göz atarsak, scar’ın parça seçimini neye göre yaptığını merak etmiyor değilim. tom waits’in biraz kıyıda köşede kalmış çalışmaları var bu albümde. enstrumental “fawn” ile açılıyor. hemen ardından scarlet’in vokaliyle buluştuğumuz “town with no cheer” giriyor. albümün genelinde hissedeceğimiz sound bu parçayla başlıyor. davul ve alto saksafonların ön planda çanların arka planda olduğu bir sounda sahip albüm. ardından gelen “falling down”da da aynı hava rahatlıkla hissediliyor. albüme adını veren “anywhere i lay my head”deki beat feci şekilde, dust brothers’ın hazırladığı “fight club soundtrack” albümündeki 5. parça “corporate world”e (yanılmıyorsam bu parça filmde ikea’nın mobilyalarının anlatıcının dairesinde şekillendiği sahnede çalıyordu) benziyor. albümde en çok sevdiğim parça “i wish i was in new orleans” oldu. diğer parçalara göre ninnimsi bir havası var sound itibarıyla. hemen ardından gelen “i don’t want to grow up” siouxsie and the bansheesvari bir parça olmuş, post punk havasında.
genel olarak başarılı bir albüm olduğunu söyleyemem. orijinallerine göre farklı olmuş coverlar. tom waits şarkılarını bayan sesiyle dinlemek çekici kılabilir bu albümü. onun dışında çok fazla bir artısı yok bence.

tracklist:
1. “Fawn” (originally on Tom Waits’ album Alice)
2. “Town with No Cheer” (originally on Tom Waits’ album Swordfishtrombones)
3. “Falling Down” (originally on Tom Waits’ album Big Time)
4. “Anywhere I Lay My Head” (originally on Tom Waits’ album Rain Dogs)
5. “Fannin Street” (originally on Tom Waits’ album Orphans: Brawlers, Bawlers & Bastards)
6. “Song for Jo” (Original song. Written by Johannson and Sitek)
7. “Green Grass” (originally on Tom Waits’ album Real Gone)
8. “I Wish I Was in New Orleans” (originally on Tom Waits’ album Small Change)
9. “I Don’t Want to Grow Up” (originally on Tom Waits’ album Bone Machine)
10. “No One Knows I’m Gone” (originally on Tom Waits’ album Alice)
11. “Who Are You?” (originally on Tom Waits’ album Bone Machine)
Yorum Yok » |
müzik | Tagged: anywhere i lay my head, scarlett johansson, tom waits, yeni albüm |
Kalıcı Bağlantı
Yazan: beerserk
Mayıs 12, 2008
baktım iki ders arasında 3 saate yakın bir zaman var, vurdum kendimi kıbrıs şehitlerine. yakın kitabevinden bu ayki roll’ü kaptım, sonra oturdum sardunya’s’ın sokak kısmına, bir tane de 70lik bira söyledim. gayet içten bir şekilde yapılmış manu chao röportajına kaptırdım kendimi önce. ardından da ecnebi mecmualardan kırpılıp oluşturulan nick cave röportajına. kimsecikler yoktu sokak tarafında. deniz tarafından esen hafif rüzgar daha da keyiflendirdi beni. bir ara içeriden bukowski’nin şiirini üzerine güzelim melodileriyle süsleyen dadafon’un “slow day”inin sesleri geldi, ilk defa dışarıda çalarken rastladım bu şarkıya. sanki bana özel çalıyorlarmış gibi geldi, mutlu oldum. sonra kendi kendime dedim; “bir insana ait en büyük özgürlüklerden, bir “güneşli pazartesi” sokakta soğuk birayı yudumlayabilmek”. birileri ekonomik özgürlük der gibi mi oldu? karıştırmayın onu…
Yorum Yok » |
hayat | Tagged: özgürlük, güneşli pazartesiler, keyif, slow day |
Kalıcı Bağlantı
Yazan: beerserk
Mayıs 12, 2008
asker bülent, ligi 4. sırada bitirmelerinden dolayı pek rahatsız olmuş. beşiktaş karşısında 10 dakikada 4 gol yiyen manisasporlu futbolculara çemkirmekte bulmuş çareyi; ”tabii ki beşiktaş’ın 4 golünü duyunca futbolcularımın moralleri bozuldu. vestel manisaspor nasıl küme düştü anlamadım. bir takımın 3-4 futbolcusu solaryumda, 4-5 oyuncusu manita peşinde koşuyor. herkes kendine bakacak. türkiye’de değişmesi gereken gerçekler var. futbol devrimi yapmalıyız.”. demecini çok fazla irdelemeye gerek yok, “herkes kendine bakacak” diyerek kendi kendisini eleştirmiş zaten farkında olmayarak.
beşiktaş bu hafta 1-0 da yense 10-0 da yense, fenerbahçe’nin mağlubiyetinden dolayı, zaten 3. sırada bitirecekti ligi. o halde sorgulanması gereken manisasporlular değil fenerbahçeliler. ama maçası yememiş asker bülent’in, düşene bir de kendisi vurmayı tercih etmiş.
sahi, şampiyonluk yolunda kendi sahalarında fenerbahçe’den 4 yemeden önce sivassporlu futbolcular ne peşinde koşuyorlardı acaba. önce bu sorunun yanıtını bulsun, devrime de sıra gelir elbet.
Yorum Yok » |
futbol | Tagged: asker bülent, bülent uygun, beşiktaş, fenerbahçe, manisaspor, manita peşinde koşan futbolcular, sivasspor |
Kalıcı Bağlantı
Yazan: beerserk
Mayıs 12, 2008
cumartesi gecesi gençlerbirliği maçının ardından 4. sıraya düşen sivasspor’un cin fikirli basın sözcüsü fikret ünsal, fenerbahçe’nin şampiyonlar ligini önceden garantilediğini belirtip üçlü averajın neden uygulandığı anlayamamış. konuyla ilgili şikayete gideceklermiş fifa’ya.
fenerbahçe’nin avrupa şampiyonlar ligi’ni garantilemesinin türkiye süper ligi’ndeki sıralamaya nasıl bir etkisi olduğunu düşünüp de yapılmış açıklama anlamadım. fenerbahçe, uefa’ya gidip ikametgah ve bir kaç vesikalık foto verip de mi kaydolmuş şampiyonlar ligine.
umarım gider fifa’ya şikayet ederler bu üçlü averaj uygulamasını. fifa yetkilileri kendilerine kural kitapçığını verir bir de sırtını sıvazlar. aman oralarda asker selamı çakmayın, anlamazlar, sezon boyunca yapmış olduğunuz ajitasyonunuzu da kendinize saklayın, yutmazlar.
Yorum Yok » |
futbol | Tagged: üçlü averaj, demogoji, sivasspor |
Kalıcı Bağlantı
Yazan: beerserk
Mayıs 12, 2008
2 hafta önceki fenerbahçe maçını izlememiştim, hem bu maçların gerilimini kaldıramıyorum hem de 2 sezon önceki 4-0′lık maçı izlememden dolayı takıma uğursuz gelmek istemedim. evet, felaket derecede obsesifim bu uğur mevzusuna. fenerbahçe’nin şampiyonlar ligi maçlarındaki uğur deneyimlerime göre hareket ettim derbide, kazanınca daha da perçinlendi o mesele. sivas maçını can’la beraber izledik geçen hafta, o maçta da bir takım uğurlar denedim onlar da tuttu. bu cumartesi maça yine can’la izlemeye gittik, uğur geyikleri başroldeydi yine. ben yine önce bankadan para çekicektim, sonra kıbrıs şehitlerinde dolanıp geçen haftaki gibi baryum’a oturacaktık. başka kimseyi de çağırmak yok. neyse ben parayı çektim, turumuzu attık, baryum’a gittik yer kalmamış, “acaba geçen haftaki fanatik taraftar portresi çizdiğimizden mi almadılar” diye sormuyor da değilim. can’ın arkadaşı esra aradı, “geliyorum” dedi, “eyvallah” dedik, uğur konseptimiz bozuldu nasıl olsa. sonra beni osman aradı, “uğuru bozacaksan hiç gelme” dedim, “ne diyorsun lan” dedi, “iyi hadi gel” dedim. güç bela barlardan birinde yer bulduk. biralarımızı söyledik, mekanın maç dolayısıyla zorunlu kıldığı “çerez, havuç ve patates kızartması” üçlüsünün verdiği dayanılmaz hafiflik eşliğinde maç başladı. ortamdakiler maçtan çok tiyatroya gelmiş havasında, bağıran pek az kişi. ben de tam maç havasına giremedim. devrenin bitimine doğru goller peşpeşe geldi, hem rahatladım hem de ortamı gaza getirmeye çalıştım. netekim tüm bar ahalisi tezahürat yapmaya koyuldu. ikinci yarının başlamasıyla hem sami yen’dekiler hem bizim bardakiler dut yemiş bülbülü oynar oldu. herkeste bir rehavet, şampiyonluk gelmiş nasıl olsa. bir de iki haftadır kutlanıyor şampiyonluk, millet sevinmekten yorulmuş. sahadaki futbolculara bakıyorum, “bitse de şampiyonluğu kutlasak” havasındalar. ben de “bitse de gitsek” diyorum artık. yan masanın ısrarlarıyla amigoluğa soyundum ara sıra, “fener için opera”ya ithafen “ku-ra-bi-ye fener” diye başladım, bir iki masa dışında gerisini getiren yok. iyice sıkıldım. dördünce hakem uzatma dakikalarını gösterirken, “haydi artık kalkalım” dedim ve kalktık.
Yorum Yok » |
futbol | Tagged: galatasaray, şampiyon, şampiyonluk maçı |
Kalıcı Bağlantı
Yazan: beerserk
Mayıs 9, 2008
her sabah daha doğrusu öğlen uyandığımda merakla açıyorum 3 “büyük” gazetenin websayfalarını, acaba bugün hüseyin üzmez davasında ne yumurtlanmış diye. vakitçiler ilk başta olayı reddetti, böyle bir şey mümkün değil diye. ertesi günlerde kızın kendisine ve ailesine çamur attılar, komplo teorileri üreterek. daha sonra baktılar olay bunlarla kurtarılamayacak, bir nevi kabullendiler durumu ve kurandan ayetler ortaya atarak üzmez’i savunmaya kalktılar. o da tutmadı. bu sefer tecavüzün kanıtlanması için 4 şahit gerektiğini ortaya attılar, dünkü macera burada kalmıştı. bugün ne olacak diye beklerken çok gecikmeden devamı geldi; “üzmez’in gazozuna ilaç atmışlar”. bir dönem toktamış ateş’in hacivat karagözcülük oynadığı abdurrahman dilipak’ın iddiasına göre üzmez, gazozla kandırılmış.
çok değil 2 hafta sonra harika bir 2 perdelik komedi çıkacak, bu teorilerden. bekleyin.
Yorum Yok » |
hayat | Tagged: komedi, tecavüz |
Kalıcı Bağlantı
Yazan: beerserk
Mayıs 9, 2008
başbakanlık basın bültenlerinden birinin, milliyet’in bugün websayfasında yer alan habere göre kasımpaşaspor’un süper ligde kalması için istanbul büyükşehir belediyespor (yazarken yoruldum yafu, ne uzun ve yaratıcı spor kulübü ismi!) ile birleştirilmesi gündemdeymiş. pek değerli büyüğümüz rte’nin semtinin takımının lige tutulması için çarelerden biri de buymuş. iki kulüp yöneticileri mevzuyu büyükşehir başkanına açmışlar o da “haggat ha! daha önce niye düşünmedik” deyip, olaya göz kırpmış. badem bıyıklıların toplantısından aksi bir karar mı çıkacaktı?
daha önce kayserispor - kayseri erciyesspor olayını görmüş sade bir vatandaş olarak bu birleşmeye elbette şaşırmam ama benim de bir önerim var. olur da seneye yine kasımpaşaspor bu birleşmeye rağmen küme düşecek olursa bu sefer rte’nin takımı fenerbahçe ile birleşsinler. hem kasımpaşa garanti kümede kalır hem de fenerbahçe bu sezon ist. b.b.ye karşı kaybettiği 4 puanı cepte tutar. bir taşla iki kuş hesabı.
Yorum Yok » |
futbol | Tagged: fenerbahçe, istanbul büyükşehir belediyespor, kasımpaşaspor, milliyet spor |
Kalıcı Bağlantı
Yazan: beerserk