you have to give up!

Şubat 16, 2008

ne dedirtmiş, 21. yüzyılın en popüler anti-kahramanı olan, tyler durden’e chuck palahniuk abimiz; bu hayat sizin hayatınız ve daha iyisini elde edemezsiniz. sahip olduğumuz şeyler bizi sahiplendiği sürece de özgür değilsiniz. kendinizi bulabilmeniz için tüm bunlardan sıyrılmanız gerekiyor.

sahip olduğunuz iş için şu kış sabahı sıcak yatağınızdan kalkıp titreyerek kahvaltı sofrasını hazırladınız. kiminiz biraz daha uyumak için kahvaltı hakkından feragat etti, kiminizse işe yetişmek için.. kahvaltısını yapanlar yudumladıkları çayın sıcaklığıyla kendilerini huzurlu hissedebildiler mi? hayır..

yola düştünüz.. çoğunuzun özel aracı yok.. soğuk rüzgardan payını fazlasıyla alan durakta gelmeyen otobüsün şöförüne sinkaflı küfürler ettiniz. sırf sahip olduğunuz işe yetişebilmek için..

otobüse bindiniz. kendinizi yalnız hissetmenize gerek yok. herkes sizin gibi işine yetişmeye, kafasında o gün neler yapacağına dair planlar üretmeye çalışan insanlar. bir de öğrenciler var o saatte otobüste. sistemin çarklarına uyum sağlamaları için, “ağaç yaşken eğilir” düşüncesiyle, okula giden çocuklar. onlar da zamanında sizin geçtiğiniz o tornadan geçip sistemde bir birey? olarak yer alacaklar. yani yabancı değiller size, rahat olun.. rahatınızı bozucak tek şey belki de balık istifi gibi bir halde yolculuk etmek olabilir. ama bunun da sizin rahatınızı bozduğunu sanmıyorum, yoksa isyan etmez miydiniz şehrin büyüklerine kaç zamandır?

işinize sağ salim vardınız.. huzurlu musunuz? gününüzün büyük bölümünü geçireceğiniz, yaşamınızın en güzel dönemini teslim ettiğiniz, yaşayıp yaşayamayacağınızdan emin olmadığınız emeklilik hayallerinizin kapısını açan o garip dünyadasınız artık. ne kadar çok para kazanırsanız o kadar büyük insan olduğunuzun farkındasınız çünkü. ve büyük insan olmak için her yol mübah. iş arkadaşınızın arkasından işler çevirin. bilhassa pozisyonu sizden yüksek olanı hedef alın. birbirinin sırtına basıp yükselmezse insan nasıl büyük adam olabilir ki?

mesai saatiniz bitti. günü oldukça verimli değerlendirdiniz. patronunuzun, hani siz ne kadar çok çalıştıkça o kadar çok para kazanan kişi, gözüne girdiniz. yoksa maaş gününüz mü yaklaşıyor, değmesinler keyfinize. belki de yaklaşan haftasonudur? düşünsenize haftasonu.. 7 günlük bir pastada size düşen iki (belki de bir) koskoca gün.. ulu manitu, bu ne mutluluk!!

sabah yaşadığınız o keşmekeşi tekrar tadıp yola düştünüz, evinize varmak için.. bekar olanlarınız bi kaç malzeme bulup buluşturdu, karnınızı doyurdunuz. yemekten zevk almak mı? boşversenize yahu.. evli olanlarınız.. hmmmm.. eşiniz de çalışıyor değil mi sizin? bir de bayan olanınızın bu ekstra sorumluluğu var.. olsun.. yarın yeni bir iş günü.. ve zinde olmak şart.. erkenden uyumalısınız ki yoksa iş yerinde performansınız düşebilir..

ne o? rahatsız olmuş gibi bir haliniz var? hergün içerisinde olduğunuz döngüyü yazıya döktüm sadece. hala sahip olduğunuz işin size sahip olmadığını mı düşünüyorsunuz?

vazgeçmek zorundasınız!

koray a. – içinizden biri..


this is your life!

Şubat 12, 2008

and you open the door and you step inside. we’re inside our hearts. now imagine your pain is a white ball of healing light. that’s right, feel your pain, the pain itself, it’s a white ball of healing light.
i don’t think so. this is your life… good to the last drop, doesn’t get any better than this… this is your life, and it’s ending one minute at a time… this isn’t a seminar and this isn’t a weekend retreat. where you are now you can’t even imagine what the bottom will be like. only after disaster can we be resurrected… it’s only after you have lost everything that you are free to do anything. nothing is static, everything is appalling, everything is falling apart. this is your life.. it doesn’t get any better than this. this is your life and it’s ending one minute at a time…you are not a beautiful and unique snowflake… you are the same decaying organic matter as everything else. we are all a part of the same compost heap, we are the all-singing, all-dancing crap of the world.
you are not your bank account, you are not the clothes you wear. you are not the contents of your wallet… you are not your bowel cancer. you are not your grande latte. you are not the car you drive… you are not your fucking khakis. you have to give up, you have to give up. you have to realize that someday you will die, until you know that you are useless.
i say let me never be complete. i say may i never be content. i say deliver me from swedish furniture! i say deliver me from clever art. i say deliver me from clear skin and perfect teeth. i say you have to give up. i say evolve, and let the chips fall where they may. this is your life.. it doesn’t get any better than this. this is your life and it’s ending one minute at a time. you have to give up. you have to give up.