ne için yaşıyoruz?

Mart 13, 2008

sabah bir arkadaşımdan forward mail aldım. genelde bu tür maillerin içeriği yaratıcı olmaya geyiklerden, miyadı dolmuş muhabbetlerden ve bu bilmem kaç kişiye yolla dileğin gerçek olsun tarzı gereksiz olaylardan oluştuğu için forward mailden hazetmem. bu sefer ki konu çok fazla iç açıcı(!) bunu 459847456 kişiye yollasak da düzen gene bizi düzmekten vazgeçmeyecek biliyorum. en azından buraya koyup vicdanımı rahatlatayım(?) dedim. buyrun efendim..

Şu anda mecliste bekleyen 5510 sayılı (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasa tasarısı eğer yasalaşırsa pek çok hakkımızı kaybedeceğiz.

Sağlık ve sosyal güvenlik haklarımızda oluşacak kayıplardan bazıları şöyle:

Ø Zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65′e çıkarılacak. (Madde 28)

Ø Emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000′den 7.000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9.000 gün prime çıkacak. (Madde 27)

Ø Emekli maaşları % 23 ila % 33 arasında düşürülecek. (Madde 29)

Ø Yıpranma hakkı gasp edilecek

Ø Aylık geliri 139,6 YTL’ den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ila 475 YTL Genel Sağlık Sigortası primi ödemek zorunda kalacak. (Madde 88)

Ø Sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de ‘katılım payı’ adı altında para ödenecek. (Madde 68)

Ø ‘Katılım payı’ gerektiğinde beş katına kadar arttırılacak. (Madde 68)

Ø Bütün sağlık hizmetleri paralı olacak.

Ø Sağlık hizmeti alabilmek için bu ülkenin vatandaşı olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık Sigortası primi yatırmak, hatta bir de ‘katılım payı’ ödemek yetmeyecek. Şimdi bir de ‘ilâve ücret’ adı altında para ödemek gerekecek. (Geçici Madde 5)

Ø Bütün dünyada anne sütünün önemi yeniden anlaşılır ve emzirme teşvik edilirken Türkiye’de ’sigortalının çocuğuna bir ay anne sütü yeter’ mantığı geçerli olacak. Daha önce doğum yapan sigortalılara altı ay süreyle verilmesi öngörülen emzirme yardımı bir aya düşürülecek.

Ø Hastalanan sigortalılara verilen iş görememezlik ödeneği % 16 azalacak. (Madde 18, 19, 80)

Ø Emekli Bağ-Kur’lularının maaşından 10 yıl süreyle % 10 oranında Genel Sağlık Sigortası primi kesilecek. (Madde 88)

Ø Primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, hastane kapılarından geri dönecek. (Madde 88, 89 ,90)

Ø Primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak . (Madde 87)

Şu anda sadece Türkiye’de değil dünyanın pek çok ülkesinde benzer politikalar uygulanmaya çalışılıyor. Devletler sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarını azaltma çabasındalar. Fransa ve Yunanistan’da büyük grevler ve yürüyüşlerle bu yasalar engellenmeye çalışılıyor. Şu an yasanın getirecekleri ile ilgili yeterli farkındalık yok. Biz de bu yasayı engelleyebiliriz. Biz karşı koyarsak bu yasayı geçiremezler!”


koray da demiş:

Mart 13, 2008

çalışma hayatı; büyük biraderin hepimizden istediği, beklediği yaşam biçimidir. insanın, sisteme uygun eleman yetiştirme amacıyla açılan okullardan (ilkokul, lise, üniversite) mezun olduktan sonra bir küçük dişli olarak katıldığı hayat formudur.

korayto aykanatis


öğünç demiş:

Mart 13, 2008

çalışma hayatı; insan yaşamının reddidir. modern zamanların köleleştirme ve uysallaştırma aracı. 1980′lerden itibaren “mutlu yaşam” formülü olarak beyinlerimize kazınan, başarı düşüne, hayatlarımızı çürüterek ulaşabileceğimizi salık veren, insanların mutsuz ve umutsuz olmalarını ve böylece daha çok çalışıp daha fazla çürümelerini sağlayan kısır döngüdür. çalışma hayatında asla başarılı olamazsınız. çok para kazanabilir, yüksek standartlarda yaşayabilirsiniz. çıkabileceğiniz en yüksek mertebe ise tüketiciliktir. bir ürün olarak diğer ürünleri satın almak. çalışan insan, aşağılanan insandır. yıllarını tüketmek ve mutsuz ölmek en büyük mükafatıdır.

Öğünç İnan