Nisan 15, 2008
- virgil, şu an yakalandın ve uzun bir mahkumiyetle yüz yüzesin. suç dolu bir hayatı seçtiğine pişman mısın?
- bence suç buna değer. harika bir iş. çalışma saatleri iyi ve kendi patronunuzsunuz ve bol bol seyahat ediyorsunuz ve ilginç insanlarla tanışıyorsunuz. yani genel olarak güzel bir iş.
take the money and run
yönetmen: woody allen
1969
» yorum bırak; |
hayat, sinema | Etiketlendi: take the money and run, woody allen |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Nisan 11, 2008
yeni brooklyn funk essentials (bundan sonra bfe diyeceğim, üşeniyorum) albümü “watcha playin” 7 nisan’da sessiz sedasız raflarda yerini aldı. 1998′de konser için ülkemize gelen grup, sahnede doğaçlama takılırken türk ezgilerine de yer verirler. işte o an grubun kaderini değiştiren andır. konser sonrası laço tayfa ile beraber “in the buzzbag” albümünü kaydettiler ve bu albümle popülerlikleri arttı. el diyarlardan kalkıp gelip bu topraklarda yıldızını parlatacak başka bir grup var mıdır bilinmez.
fazlasıyla “istanbul” funk essentials olan bu albümden sonra 2000′de “make them like it”i kaydeden bfe, dağılma sorunlarını atlattıktan sonra dünyanın çeşitli yerlerinde konserler verdiler. ve 8 sene aradan sonra 4. albümlerini yayınladılar.
grubun resmi bir web-sitesinin olmaması, yapımcıları olan peace biscuit’in sitesinin de yenilenme çalışmasında olmasından dolayı albümle ilgili çok fazla bir bilgi edinemiyoruz (albümün çıktığını bile şans eseri öğrendim).
“watcha playin”, daha önceki bfe albümleriyle aynı çizgide. funktan smooth jazza uzanan bir sounda sahip, kısaca chill-out kategorisinin içerisinde diyebilirim. 12′40″ süren açılış parçası “need”te türk ezgilerine rastlıyoruz, acep tüm albüm yine “in the buzzbag” gibi mi olacak derken ikinci parça “dance-free night” imdadımıza yetişiyor ve albümün karma bir sounda sahip olduğunu hatırlatıyor. “dibby dibby sound” ile mozart’ın türk marşının funk halini dinleyebiliyoruz. son parçaları “the day before adidi”, yine “in the buzzbag”ın son parçası olan “zurna prezerve”le aynı türkiş melodilere sahip, tabi farklı bir yorum.
son olarak yarın akşam bursa suare’de sahne alacaklarını söyleyeyim. bir sonraki türkiye konserleri ise 15 temmuz’da alaçatı babylon’da…
» yorum bırak; |
müzik | Etiketlendi: albüm yorumu, brooklyn funk essentials, kritik, yeni albüm |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Nisan 5, 2008
2008 yılında bir keramet mi var nedir? senelerdir gitmediğim konserlerin acısını bu sene çıkarıyor gibiyim. radical noise konseri ile başladığım sene ceza, baba zula, viktoria tolstoy konserleriyle devam etti. en son dün gece apocalyptica konserler zincirinden bir halka oldu.
açıkçası apocalyptica çok fazla ilgimi çeken bir grup değil. konservatuar öğrencisiyken tez konusu olarak metallica’nın parçalarını yorumlamayı seçen bu finli gençler daha sonra bu çalışmaları grup adı altında sürdürüp piyasaya çıktılar. benim de pek metallica ile aram olmadığı için (her zaman her yerde en büyük slayer!!!) pek alakam olmadı yaptıklarıyla. ilk albümlerini şöyle bi dinleyip üzerinden geçmiştim. diğer albümlerine ise hiç kulak vermedim. sadece bu konsere gideceğim için yeni çıkardıkları “worlds collide” albümünü etüd ettim.
istanbullu etkinlik canavarı haber verdi; “apocalyptica izmir’e geliyor, davetiye kazanma şansın var” diye. itiraf ediyorum, konsere gitmemin nedeni kazandığım davetiyedir. benim gibi davetiye ballısı gökçe ile nurdan da sağolsunlar yalnız bırakmadılar beni, gittik cool events’a. konser türkiye standartlarına göre şaşırtıcı şekilde zamanında başladı, son albümün açılış parçası olan “worlds collide” ile girdi abiler. arada eski albümlerden parçalar çalıp, doğal olarak yeni albümden “i’m not jesus”, “s.o.s” gibi parçalara yer verdiler. “s.o.s” öncesi, bu parçayı christina scabbia ile beraber yaptıklarını, onun gibi sıcak ve seksi bir hatunla çalışmaktan memnun olduklarını söyledi ve christina buradaymış ve sahneye çıkacakmış gibi sahnenin kenarına baktı abimiz ve o tarafta son derece cool şekilde oturan diğer çellist abiyi gösterdi. o an için iyi geyikti. metallica yorumlarından “master of puppets”, “seek and destroy”a yer verdiler. dediğim gibi iyi bir dinleyicileri olmadığımdan, konseri tam anlamıyla ölçüp biçip yorumlamak haddime düşmez. 1.5 saat kadar kaldılar sahnede. bise çıkıp iki parça söyleyip nihayetlendirdiler konseri.
» yorum bırak; |
müzik | Etiketlendi: apocalyptica, konser, konser yorumu |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Nisan 2, 2008
geliyor?? gelmiyor??
leonard cohen’den bahsediyorum. 2 hafta öncesinde basında haberleri çıktı; usta, 15 yıl sonra dünya turnesine çıkıyor ve uğrayacağı yerlerden biri de istanbul olacak. bu haber, bbc gibi önemli bir medya kurumunda yayınlanmasa pek kaale almayacağım (sözde, bu yaz iron maiden, metallica da geliyor kimilerine göre). pek çok kaynaktan dillendirildi bu durum, facebook ve last.fm’de anında eventları bile açıldı ancak son günlerde pek bir gelişme yok konuyla ilgili. üstadın web-sitesindeki tur programında en son atina gözüküyor, aynı nick cave gibi.
umarım konser üzerine çalışan iksv bu işi başarır ve cohen’i dünya gözüyle sahnede izleriz. aynen turu düzenleyen şirketten rob hallett’in dediği gibi; “birçokları için bu tur, leonard cohen efsanesini sahnede görmek, hayatta bir defa yaşanabilecek bir deneyim olacak.”
» yorum bırak; |
müzik | Etiketlendi: konser, leonard cohen |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı