baktım iki ders arasında 3 saate yakın bir zaman var, vurdum kendimi kıbrıs şehitlerine. yakın kitabevinden bu ayki roll’ü kaptım, sonra oturdum sardunya’s’ın sokak kısmına, bir tane de 70lik bira söyledim. gayet içten bir şekilde yapılmış manu chao röportajına kaptırdım kendimi önce. ardından da ecnebi mecmualardan kırpılıp oluşturulan nick cave röportajına. kimsecikler yoktu sokak tarafında. deniz tarafından esen hafif rüzgar daha da keyiflendirdi beni. bir ara içeriden bukowski’nin şiirini üzerine güzelim melodileriyle süsleyen dadafon’un “slow day”inin sesleri geldi, ilk defa dışarıda çalarken rastladım bu şarkıya. sanki bana özel çalıyorlarmış gibi geldi, mutlu oldum. sonra kendi kendime dedim; “bir insana ait en büyük özgürlüklerden, bir “güneşli pazartesi” sokakta soğuk birayı yudumlayabilmek”. birileri ekonomik özgürlük der gibi mi oldu? karıştırmayın onu…