şampiyonsun sen bizim canımız

Mayıs 11, 2008


dave bizi bara götür!

Mayıs 10, 2008

en son stüdyo albümü çıkalı 3 sene olmuş dave matthews band’in, en sevdiğim dmb parçalarından biri olan “stolen away on 55th and 3rd” içeren “stand up” albümü. o tarihten bu yana alıştırdıkları gibi bol bol konser albümü yayınladılar. bilenler bilir, sahne performansı çok yükseklerde bu adamların. ben de parçalarını daha çok canlı dinlemeyi seviyorum, yani konser albümlerini stüdyo albümlerine tercih ederim genelde. son döneme bakarsak geçtiğimiz sene 3 cd’lik “live at piedmont park”ı ve içerisinde bulunduğumuz senenin 25 mart’ında “live trax” serisinin devamı olan “live trax vol. 11″i yayınladılar. kaçıncı konser albümleri oldu artık sayamıyorum.

az önce bir ziyaret edeyim dedim sitelerini var mı yeni bir gelişme. varmış efenim, dave matthews ve ölümüne kankası tim reynolds yeni stüdyo albümleri için hazırlık aşamasındalarmış. şu an için ne şarkı ismi belli ne de albüm. bizim payımıza düşen önceki kayıtlarının dinlerken içkileri yuvarlayıp beklemek.


arkası yarın

Mayıs 9, 2008

her sabah daha doğrusu öğlen uyandığımda merakla açıyorum 3 “büyük” gazetenin websayfalarını, acaba bugün hüseyin üzmez davasında ne yumurtlanmış diye. vakitçiler ilk başta olayı reddetti, böyle bir şey mümkün değil diye. ertesi günlerde kızın kendisine ve ailesine çamur attılar, komplo teorileri üreterek. daha sonra baktılar olay bunlarla kurtarılamayacak, bir nevi kabullendiler durumu ve kurandan ayetler ortaya atarak üzmez’i savunmaya kalktılar. o da tutmadı. bu sefer tecavüzün kanıtlanması için 4 şahit gerektiğini ortaya attılar, dünkü macera burada kalmıştı. bugün ne olacak diye beklerken çok gecikmeden devamı geldi; “üzmez’in gazozuna ilaç atmışlar”. bir dönem toktamış ateş’in hacivat karagözcülük oynadığı abdurrahman dilipak’ın iddiasına göre üzmez, gazozla kandırılmış.

çok değil 2 hafta sonra harika bir 2 perdelik komedi çıkacak, bu teorilerden. bekleyin.


akıl fikir

Mayıs 9, 2008

başbakanlık basın bültenlerinden birinin, milliyet’in bugün websayfasında yer alan habere göre kasımpaşaspor’un süper ligde kalması için istanbul büyükşehir belediyespor (yazarken yoruldum yafu, ne uzun ve yaratıcı spor kulübü ismi!) ile birleştirilmesi gündemdeymiş. pek değerli büyüğümüz rte’nin semtinin takımının lige tutulması için çarelerden biri de buymuş. iki kulüp yöneticileri mevzuyu büyükşehir başkanına açmışlar o da “haggat ha! daha önce niye düşünmedik” deyip, olaya göz kırpmış. badem bıyıklıların toplantısından aksi bir karar mı çıkacaktı?

daha önce kayserispor – kayseri erciyesspor olayını görmüş sade bir vatandaş olarak bu birleşmeye elbette şaşırmam ama benim de bir önerim var. olur da seneye yine kasımpaşaspor bu birleşmeye rağmen küme düşecek olursa bu sefer rte’nin takımı fenerbahçe ile birleşsinler. hem kasımpaşa garanti kümede kalır hem de fenerbahçe bu sezon ist. b.b.ye karşı kaybettiği 4 puanı cepte tutar. bir taşla iki kuş hesabı.


komşuda pişen bize düşmesin

Mayıs 8, 2008

yunan genelkurmayları bakmış askerlik çağına gelen gençler eğitimdi, yurtdışına çıkış olayıydı derken askerlik ocağına uğramıyolar, “şeytan azapta gerek” diyerek yeni bir sisteme geçiş yapmayı planlıyorlar. lise bitince herkesi askere alacaklar. askerden sonra isteyen üniversite eğitimine devam edecek. komşunun gençleri telaşta olsa gerek. aman bari bizimkilerin aklına girmesin şeytan..

benim askerlikle ilgili düşüncelerim mi.. boşverin.. halkı askerlikten soğutmaya gönlüm el vermez.


zoka

Mayıs 8, 2008

dün yine durduk yere bir sıkıntı saplandı içime. maçın başlamasına 20 dakika kala bir koşu şarap kapıverdim bakkaldan, cilası da yanında. maç başlamadan barçalılar royal madridlileri alkışlamış, -mişli geçmiş zaman kullanıyorum çünkü ntv o anda yayına girmemişti. madridli gençler de 20 dakikada 2 gol bırakınca bordo mavili ağlara moralim hepten bozuldu, kapattım televizyonu (bu sene liverpool ve barcelona ile gülmedi yüzümüz). bari müziğe vereyim dedim kendimi, divxforever’da linki düşmüş albümlere göz atıyorum. şarabın dibi gözüktü gözükecek, kafa hafiften güzelledi tabi. baktım cannibal corpse yeni albüm çıkarmış. “hiç de haberimiz olmadı” diyerek tıkladım linke. albümün kapağına bakıyorum bir tuhaflık var, hayret ettim cannibal bu kadar saçma kapak yapmaz. emule listeme ekledim linki, iniversin albüm de bir tadına bakalım diye. dur dedim albümle ilgili entry girilmiş mi ekşide. albümün adını giriyorum, “böyle bir şey yok. ama olabilir de” ibaresi gözüme sokuldu ekşi ekşi. “e tabi” dedim “albüm daha yeni çıkmış, kimse entry girmemiştir”. dur bir de cannibal corpse başlığına göz atayım diyorum, orda da yeller esiyor. değil yeni albümün çıkmasından, albüm hazırlığından dem vuran da yok. “ne biçim iş bu ya” diyerek tekrar linke göz atıyorum, o da nesi. grubun ismi cannabis corpse. geçtiğimiz aylarda çağlar’ın yuttuğu “red hot chili pipers” zokasını bu kez ben yutmuş oluyorum. gerçi o albümü de dinlemişti hehe..

araştırmacı gazetecilik gibi bir misyonum yok, sadece bu cin fikirli grup ismi olayının nanowar ve beatallica ile başladığını biliyorum (hatam varsa düzeltin). özellikle nanowar’ın “other bands manowar kill” lafına ithafen “other bands play nanowar gay” sloganının hastasıyım senelerdir. beatallica’nın da bir albümünü dinlemişliğim var. red hot chili pipers vakasında da albümü indirir indirmez çakmıştım köfteyi. ama bunda tutmadı.

albümü indirdim yine de. şu anda 2. defa dinliyorum. bildiğin amerikan death metali. ne bir eksik ne bir fazla. grubun isminden anlaşılacağı üzere “ot” ile cannibal corpse’çuluk oynanmış. cannibal’in “disposal of the body”ı olmuş cannabis’in “disposal of the baggsy”si, ha keza diğer cin fikirli şarkı isimlerine bakarsak “fucked with knife” – “fucked with northern lights”, “gallery of suicide” – “gallery of stupid high” gibi gibi.. sadede gelirsem “cin fikir” olayı sadece grup ve parça isimlerinden ibaret, müzikte pek bir numara yok. hele orijinali varken…


yuvana dön(er misin?)

Mayıs 7, 2008

2000′in ocak ayında glasgow yollarına düşerken sezon sonunda 3 kupa geleceğini hiç aklından geçirmiş miydi acaba? hadi 2 kupayı geçtim, şampiyonluklara ve türkiye kupalarına zaten alışkındı. peki ya uefa kupası? 17 mayıs akşamı bülent ile hakan kupayı birlikte kaldırırken orada olmayı en çok hak edenlerden biriydi tugay kerimoğlu. 13 sezon boyunca formasını terlettiği galatasaray, tarihinin en somut başarılarından birine imza atarken parken stadının çimleri üzerinde yoktu malesef, uzaklardaydı. hep içimde kalan ukdelerden biri olmuştur bu, mutlaka tugay’ın da öyledir.

rangers macerasından sonra rovers’ta geçirdi kariyerinin en olgun dönemini. ve bu sezon rovers’ı bırakıyor, sözleşmesini yenilemedi. son kez çıkacak bu haftasonu ewood park’a. ne yapacağı şimdilik meçhul. çoğu galatasaraylı gibi gönlümden geçen yuvasına dönmesi, antrenör olarak.


vereceksen huzur ver!

Mayıs 7, 2008

mutlu sona 3 kala daha da renklendi boyalı basın. bugün de galatasaray’ın 2001 yılında tsmf’ye devredilmekten kıl payı kurtulduğunu yazmışlar sayfalarında. temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtılıp önümüze konulur hep sarı kırmızılıların mali tablosu. biz okumaktan sıkıldık onlar yazmaktan sıkılmadılar. sarı lacivertlilere başka nasıl yaranacaklar yoksa şu günlerde. kendilerine cumartesi 20:45′ten sonra bol bol soda almalarını öneriyorum, hazımsızlığa iyi gelir.


shantel izmir’de

Mayıs 6, 2008

son zamanlarda adı çok sık geçer oldu shantel’in bu sayfalarda. geçmemesine de imkan yok zaten, eylül ayında patlattığı “disko partizani” bombası zamanla tesirini genişletti. bir anda herkes disko diskooo partizani diyerek göbek attı, gerdan kırdı. yetmedi kendisi de yurdum topraklarını ekmek kapısı yaptı, ardarda gelip başta istanbul olmak üzere büyük şehirlerimizde konser verdi. bu konserlerden biri de yarın akşam ki izmir konseri. rain club’ta gerçekleşecek olan konserin başlama saati 22 ve bilet ederi 30 tl. ben o saatlerde real madrid – barcelona maçına konsantre olmuş olucam. gidenlere iyi eğlenceler!


nasıl yani?

Mayıs 6, 2008

star tv, senelerden beridir şampiyonlar ligini yayınlamasına rağmen belirli bir kalite düzeyi yakalayamadı. önceleri bir nebze daha iyiydi, güntekin “mahcupsun” onay sunardı maçları, yanında turgay abisi yorumlardı; her söylediğini “di mi güntekin?” diye onaylatırdı.

son birkaç senedir ise maç anlatımını gol olduğunda deli danalar gibi goooooool diye bağırmaktan ibaret sanan, türkiye’nin en gereksiz para kazan spikerleri sunmaya başladı. kimisi sanal ortamdan aldığı bilgileri, doğruluğunu teyit etmeden, maç sırasında kullanır, rezil olur (ertem şener) kimisiyse normalde bile katlanılamayacak o iğrenç ses tonuyla bir de milyonlara maç anlatmaya kalkar (emre tilev). bunlar yetmezmiş gibi bir de ağabeyleri var yanlarında, ilker yasin. dünya kupasından sonra en büyük futbol organizasyonu olan şampiyonlar ligi, bu ekip sayesinde piç ediliyor her sene.

bu seneki yorumlarında henry’i 8 senelik ajax’lı yapan, chelsea kulübüne yakın tanıdıkları olduğunu söyleyen ilker yasin, geçtiğimiz hafta chelsea – liverpool karşılaşmasında şu sözleri sarfetti, noktasına virgülüne aktarıyorum: “ingiliz kamuoyu geçtiğimiz haftalarda afrika’da büyümüş, oranın kültürüyle yetişmiş drogba ile avrupa’nın göbeğinde büyümüş ballack’ın maç esnasında yaşadığı gerginliğe tanık oldu.” . daha sonra da “avrupa kültürü” ile büyüyen ballack’ın ne kadar da uygarca davrandığından ve “afrikalı” drogba’nın çirkefliğinden dem vurdu. açık bir şekilde ırkçılık! bunun başka bir tarifi olamaz. takip ettiğim kadarıyla basında pek yankı bulmadı olay, zaten bulmasını da beklemiyorum, hepsi aynı kapta gideriyor büyük abdestlerini. ekşi sözlükte sadece bir yazarın dikkatini çekti, başka da bir yerde rastlamadım zaten. tabi türkiye’de yaşıyoruz, teninin rengi siyah olan “insan”larla pek bir sorunumuz yok. sadece seneler önce ferhan şensoy, “esmer vatandaş” dediği için tepki çekmişti. basın zaten ferhan abime gıcık, ağzından ne çıksa pişman ederler. diyeceğim şudur ki, söz konusu cümleleri eğer yurtdışında sarfetseydi sayın yasin, şu ana kadar ahbap çavuş ilişkileri sayesinde oturduğu ve zerre hak etmediği koltuğunu kaybederdi, bununla birlikte kendisini yargı karşısında bulurdu. ama “burası türkiye” zımbırtısı bir kere daha karşımıza çıkıyor. kolay parayı cebe indirmeye aynen devam. sahi bu ülkede ırkçılığa karşı herhangi bir yasa yok mu? varsa neden uygulanmıyor acaba?