20 haziran 2008 uni – rock festival izlenimi

nisan ayıydı yanılmıyorsam one love festival’in kadrosu belli olmuştu, ilk gün dans konseptli olduğundan ve dans olayı beni pek açmadığından festivalin direk ikinci gününe odaklandım. o sıralarda da uni-rock’a hangi grupların katılacağı henüz açıklanmamış ancak 20-21-22 haziran’da olacağı kesinleşmişti. 3. gününe her halukarda katılamazdım ancak ilk iki günü olabilirdi, tabi maddi sıkıntıları yok sayarsam. haziran yaklaştıkça gruplar belli oldu; opeth, testament, dark tranquillity. opeth ile testament’a fazlasıyla aşina değilim, sempatim var ancak dark tranquillity’i izlemek isterdim. konser tarihleri kesinleşti ve dark tranquillity ile one love’ın çakıştığını öğrenir öğrenmez tepem attı. one love biletim hazırdı fakat uni-rock’a gidip gitmeyeceğim belli değildi. istanbul’daki akbil faciasından sonra seran tarafından uni-rock kombinem hazır edildi ve ben yollara düştüm.

20 haziran’ı 21′ine bağlayan gece sabahlama gayretimiz sekteye uğradı, iki saatlik uykuyla kalkıp beşiktaş’ta ankara’dan gelen arkadaşlarla buluşuldu. ilk katı medeni ancak üst katı kaba garsondan ibaret olan börekçide günün ilk öğünü yenildi. migros’tan eksiklerimizi ve zulamızı tamamlayıp parkorman yoluna koyulduk.

parkorman kapısına dayandığımızda beklediğimiz kadar kalabalıkla karşılaştık, saat zaten 12 civarıydı. votkamı zulamdan farkederler mi endişesiyle kapıdan içeri süzüldüm, dostlar alışverişte görsün hesabı bir üst aramasından sonra çadırlarımızı kuracak yer bakmaya başladık. ilk şoku burda yedik tabi, tüm gölge yerler kapılmış, kapılmayan yerler de abidik gubidik forumlar tarafından çevrelenmişti. ağaç olmayan kısıma kurmak zorunda kaldık çadırımızı. ancak burada da festival görevlisi bir bayan arkadaş tarafından rahat bırakılmadık. çadırın yamuk olmasına filan laf etti durdu, simetri manyağıydı herhalde. burada bir parantez açayım hemen, geçen sene pamucak sahilinde yapılan rock-a’nın kamp alanında bu tarz sorunla hiç karşılaşmamıştık, ücretsiz bir festival olmasına rağmen kamp alanı çadırlar için parsellenmiş ve olası bir sorunun önüne geçilmişti. buradaki çadırlar birbirinin üstüne kurulmamıştı. bunu festivalin ilk senesinden kaynaklanan acemiliğine verip parantezi kapatayım.

festival alanına doğru geçtiğimizde günün ikinci şokunu yaşadık; yiyecek, içecek fiyatları oldukça fahişti. 33′lük bira 6 ytl, pişmemiş köfte ekmek 6 ytl, su 1 ytl, çay 4 ytl, meyve suyu 5 ytl. yanımda votka olduğundan bira fiyatı beni ilgilendirmedi ancak meyve suyu, su ve köfte ekmek üçlüsüne baya bir para bayıldım. bu kadar gün burada açlıktan nasıl oturacağımız da kafamı kurcalamıyor değildi.

günün sahneye çıkan ilk iki grubu olan obstinacy ve definitive’i gölgeye yerleşerek izledik. her ikisi de vasatın altında performans sergiledi. uykusuzluğumu gidermek için ve opeth’te dipdiri olmak için çadırıma yöneldim ve gölgeden de faydalanıp şekerleme yaptım. uyandığımda sahnede katafalque vardı. bunca senelik grup olmasına rağmen kendilerini ilk defa dinledim ve de seyrettim. müzikleri theatre of tragedy’nin “musique” albümündeki sounda benzettim, bir kaç parçalarını gayet iyi buldum. bence iyi ancak bu tür müzik için geç kalmış bir grup.

hırvatistan – türkiye maçının ilk yarısını arkadaşların arabasında dinledikten sonra ikinci yarının ortalarına doğru opeth sahneye çıktı ve “demon of the fall” ile giriş yaptı. baştan da söylediğim gibi opeth’in fanı sayılmadığım için şarkılarına eşlik edemedim, sadece dinlemekle yetindim. yeni albümleri olan “watershed”‘den sadece benim sevdiğim “heir apperent”‘i çaldılar. aklımda kalanlardan “in my time of need”, “death whispered a lullaby”, “wreath”, “master’s apprentis” filan çaldılar. konserin sonlarına doğru yanılmıyorsam bise çıkmalarından önce türkiye maçı sonuçlandı ve arka taraflar bir anda türkiye lehine tezahürata başladı. o an için ilginç bir atmosferdi. konser boyunca mikael’in seyirciyle olan diyaloğu gayet iyiydi, grup elemanlarını tanıtırken coştu. yeni gitaristleri daha önce tiamat, arch enemy gibi gruplarda çalmış onun için grup orospusu yakıştırması yapıp milleti yardı. yeni albümden fazla şarkı çalmama nedenlerini son dönemde yoğun olduklarını ve bu parçalara pek çalışmadıklarını açıklayarak söyledi. ancak yine türkiye’ye gelip yenilerden çalmak istediklerini belirttiler. kanımca güzel bir performans sergileyip geceyi bitirdi opeth. ve biz de uyumak için hatta uyumaya cebelleşmek için çadırımızın yolunu tuttuk.

Yorum Yapın