galatasaray:4 konyaspor:1

Eylül 29, 2008

maç başlamadan önce beklendiği gibi hafta içerisinde hayata göz yuman kazım kanat ve dün trafik kazasında yaşamını yitiren ultraslan organizasyonunun kurucusu, galatasaray tribünlerinin lideri alpaslan dikmen anısına saygı duruşu yapıldı. her maça üçlü ile giren galatasaray tribünlerinde maç başladığında ölüm sessizliği vardı. ilk üç dakika boyunca çıt çıkmadı staddan, bağırmaya çalışanlar da “şşşştt kesin ulan” sesleriyle uyarıldı. halı saha maçını andıran bu dakikalarda oyuna baskılı bir başlangıç yapamadı galatasaray. konyaspor ortahasasının ilk yarı sürecek olan baskısına boyun eğdi. ilk dakikalarda arda turan’ın savunma arkasına attığı topa atak yapan milan baros kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleciyi geçmesine rağmen konyaspor defansının son adamını geçip golünü yazamadı. bu atak şunu gösterdi eğer ortahasadaki adamlarımız topu yana veya geriye oynamak yerine hızlı bir şekilde ileriye oynarsa konyaspor kalesinde etkili olacaktı. ardından yine bir ortahasaha mücedalesine dönen maçta cihan haspolatlı’nın harry kewell’a hediye ettiği topta kewell hemen cassio de souza soares lincoln’u gördü onun seri pasında milan baros harika bir golle takımını öne geçirdi. kendisi adeta kalenin köşesindeki tozu aldı. bu sezon ciddi bir sıkıntı bekliyor galatasaray taraftarını, nazar değmesin her maç çok güzel goller atıyoruz. web site’deki ayın en güzel golü yarışmasında çok sıkıntı çekeceğiz çoooook. bu güzel golden sonra gelişen konyaspor atağında korner kazandılar. ve takımın korner organizasyonunda ne kadar sıkıntı çektiğini altını çizerek, maç öncesi kaşlarını düzgün bir şekilde aldırarak maça hazırlanan erhan bu sefer kaşları kadar düzgün bir vuruş yaparak beraberlik golünü attı. 30. dakikaya kadar alpaslan dikmen için tezahürat yapan tribünler, bu dakikada üçlü çekerek maça dahil oldular. ilk yarı sonuna kadar konyaspor’un delicesine pres yaptığı orta sahayı geçmekte sıkıntı yaşadı galatasaray. burada yapılacak şey tek pasla adam eksiltmek ve gole yönelik pozisyon aramaktı, olmadı. konyaspor’un bu müthiş baskısında lincoln, kewell ve arda pek etkili gözükmedi.

ikinci yarıya başlarken yine bir değişiklik vardı, geçen haftaki kocaelispor maçına nazire yaparcasına. ilk yarı boyunca takımın en zayıf halkası olan mehmet güven yerini volkan yaman’a bıraktı. zaten o arada da ayhan akman, konyasporlulara leon’daki stansfield gibi bakıp içinden “şimdi görüşürüz ulen” diyordu. takımın atak organizasyonunda da değişiklik yapıldı. hızlı ve uzun paslarla sonuca gidilmeye çalışıldı. nitekim bunun meyvesi de 50. dakikada geldi. harry kewell’ın ortasında milan baros’un kafa-omuz karışımı topu takip eden cassio de souza soares lincoln takımını öne geçiren golü atarken, daha da fazla moral depoladı. bu golden sonra birden takımın iştahı açıldı ve ardından cassio de souza soares lincoln’ün asistinde milan baros kendisinin ikinci takımının üçüncü golünü attı. nazar değmesin, adam çifter çifter atıyor gollerini. daha attığımız golden sonra yerimizi alamadan harry kewell defansın arkasına atılan topta golünü yazarak skoru 4-1 yaptı. yine bir lig maçı geçen haftaki gibi ilk yarısı 1-1, ikinci yarı ise goller arka arkaya ve aynı isimlerden; cassio de souza soares lincoln, milan baros ve harry kewell. ardından yine hızlı gelişen bir atakta harry kewell kaleciyi geçiyor ancak son adamı geçemiyor ve tarifeyi 4′ten kapatırım diyordu. bu esnada konyaspor teknik direktörü giray bulak oyuna kasaptan bozma ismail güldüren’i soktu. bu değişikliğe karşılık olarak michael skibbe “aman sakatlık olmasın” diyerek önce harry kewell’ı sonra da milan baros’u yanına aldı ve onları tribünlere alkışlattı. son 10 dakika yine galatasaray’ın hakimiyetinde geçti. arada erhan yine kaşlarına yakışır bir şekilde çektiği şut direkte patladı. ve defansın arasına sızan koray’ın vuruşu sanctis’te kaldı.

sonuç olarak tecrübeli ve kaliteli isimlerin futbola yansımasını izledik. lincoln yine çok istekliydi ve takımı ateşleyen isimdi. sakatlıktan çıkan arda turan ise yer yer parlamaları dışında verimsizdi sağ kanatta. o da form tuttuktan sonra daha kolay goller buluruz. gelecek hafta bursaspor deplasmanı var, zorlu bir deplasman bizi bekliyor. oradan da kayıpsız çıkarsak ertesi hafta sahamızda ligin flaş ekibi trabzonspor karşısına moralli çıkarız. haydi aslanlar!


3 ağustos 2008 björk istanbul konseri

Eylül 23, 2008

sabahın köründe gitmeyi planlıyordum arenaya, ama gece yolculuğum boyunca 1 saat uyuduğum için sabahı uyuklamaya ayırdım. kendime gelip beşiktaş’ta az biraz takıldıktan sonra saat 15 gibi arena kapısına dayandım. tabi kapı kapalı. önümde 10-15 kişilik bir kuyruk vardı. hemen benden önce arkadaşlarım gelmiş, güneşin altında kapı açılışını beklemeye başladık. 4 saat süren bekleyiş süresince boğaz kenarında yürüyüş yapan amcamların, teyzemlerin garip bakışları, arabayla geçenlerin bizi süzüşleri hatta laf atışlarına şahit olduk. burada hacı olacağım ya kuruçeşme arena’nın etrafını 7 kere tavaf mı etsem dedim. baktım çok saçma olacak beklemeye devam. vakit yaklaştıkça heyecan kat kat artmaya başladı, karnımda kelebekler uçuşuyordu resmen. soundcheck sırasında bekleyenler transa geçti, herkeste bir boş bakışlar, artık saat gelsin, şov başlasındı.

saatler tam 19′u gösterirken kapı açıldı. içeri girer girmez depara kalkıp sahneye doğru koştum. bariyere ulaşıp en önde olmayı garantileyince rahat bir nefes aldım. oturup bu sefer konser saatinin gelmesini bekledim. ayağa kalktığımız anda, uzun boylu oluşumuzdan dolayı, yanımda duran arkadaşla beraber çin seddi oluşturduk ve arkamızdakilerden laf yemeye başladık. hatta bir turist hatun vardı, pigmeden hallice. en öne geçmek için baya bir taciz etti. tam o esnada sahne önü bileklikleri dağıtan hatun geldi, ondan bileklik kapıp sahne önü kısmına giriş yaptık. milletin 300 lira bayılıp girdiği yere normal biletle girmek baya bir hoş oldu tabi. hatta burada da olayı abartıp en öne konuşlandık. konserin başlamasına çok az zaman vardı ve björk sahneye çıktığında aramızda 10 metre olacaktı. inanılmaz bir şey.

“hacı oldum a dostlar”

japon türküleri çalarken, sahnede son hazırlıklar yapılıyordu, bayraklar sahneye yerleştirildi, arka planı oluşturacak olan dekor indi. veeeee önce wonderbrass orkestrasının hatunları teker teker yerini aldı sahnede. perküstyonist, dj, synthçi abiler de çıktı. ve björk salına salına geldi, direk “earth intruders”‘a giriş yaptılar. ardından durmadan “hunter”, “pagan poetry” sıralamaya başladılar. ona bu kadar yakın olmanın verdiği duyguyla sevinsem mi ağlasam mı, karmakarışık bir ruh halindeydim. hele “pagan poetry”‘nin “i love him, i love him” kısmına giriş yapmadan önce björk ağlarmış gibi tribe girince benim de gözlerimden bir kaç damla yaş süzüldü. bu noktada seyirciye deyinecek olursam, oldukça ruhsuz bir izleyici kitlesi vardı. davetiyeler fazlasıyla dağıtılmış ve alakasız insanların eline geçmiş olmalı. bilet fiyatlarının da pahalı olması ayrı bir unsur. yani oradaki björk dinleyicisi çok fazla yoktu. “hyperballad”‘a girince ilk pasajı seyirciye söyletmeye çalıştı björk, ama çok fazla ses çıkmayınca tatmin olmadı, yine de bozmadan şovuna devam etti. seyirciden björk de pek memnun kalmadı, mimik ve jestlerinden fazlasıyla anlaşılıyordu. “hyperballad” ardından gelen “pluto”‘da tempo resmen tavana vurdu. müziğe bir de lazer şov katkı yaptı. zaten konser boyunca görsel şov üst düzeydeydi. “pluto”‘dan sonra sahneden indiler, bise geri çağırdık, “anchor song”‘u çaldılar önce. björk uyuyan seyirciye “uykuya dalmadan önce son bir ninni” diye lafını çakarak “declare independence”‘a girdi. “bitmesin yaaaa” diye sızlanıp duruyodum ben o anda. sahnenin her iki yanından konfeti yağmuru başladı, lazer şov bi yandan sahneye doluşan wonderbrass kızları bir yandan hep beraber “raise your flag – higher higher” diye anırdık. şarkı bittikten sonra yeni parça için bağırmama fırsat kalmadan sahneden indiler. sanırım seyirciden memnun kalmadığından dolayı çok kısa kesti olayı björk, mesela soundcheck esnasında çalan “where is the line” setlistte yer almadı. “bachelorette”, “all is full of love”, “nature is ancient”, “aurora” gibi beklediğim parçalar da çalınmadı. 18 parça az mıdır, sabaha kadar çalsa beni yine kesmezdi. beni tatmin eden yanı ona bu kadar yakın olabilmek, dünya gözüyle kendisini görebilmekti. çok mutluyum, artık ölsem de gam yemem.

setlist :
* earth intruders
* hunter
* pagan poetry
* desired constellation
* pleasure is all mine
* joga
* ouverture
* immature
* army of me
* triumph of a heart
* 5 years
* cover me
* wanderlust
* hyper-ballad
* pluto
–bis–
* anchor song
* declare independence

not: konsere fotoğraf makinası getirmek yasak diyen zihniyet sana çok kızgınım ve laflar hazırladım. sırf girişte sorun çıkmasın, konser zehir olmasın diye yanımda getimedim makinamı. ancak makinayı kapan gelmiş. en önde olup her anı fotoğraflayamadım ya kafama sıçayım kafama. yazı boyunca görmüş olduğunuz fotoları net ortamından çalıp çırptım. hepsi istanbul konserindendir.


kocaelispor:1 galatasaray:4

Eylül 21, 2008

kocaeli’nde ismet paşa stadında oruç tutanlar orucunu açmaz iken, stad kebap kokularıyla buram buram kokarken kocaelisporlu futbolcuların vuruşuyla başlayan karşılaşmadır. maçın ilk dakikalarında ev sahibi ekibin baskısını beklerken maça baskılı başlayan taraf galatasaray oldu. harry kewell’ın soldan, aydın yılmaz’ın sağdan ve cassio de souza soares lincoln’un ortadan ataklarıyla sonuç yakalamaya çalıştı ancak başarılı olmadı. dakikalar 10′u gösterirken aydın yılmaz’ın kaptırdığı topta gelişen kocaelispor atağında taner defansın göbeğinde açık bularak golünü attı. burada ilk önce hasan şaş’ın sağ bek olarak görev yerinde olmaması pozisyonun devamına izin verdi, ardından ise servet çetin ile fernando meira arasındaki uyumsuzluk baş gösterdi. bu noktada biraz duracak olursak ligin 4. haftasında hala bu uyum sorunu olmamalı. bir de defanstan çıkarılacak toplar konusunda sıkıntı çekiliyor. bu özelliğe sahip bir futbolcu olan fernando meira ağırlığını koyamıyor. servet çetin’den bir bekin yapması gereken çıkışları yaptığını görüyoruz. hasan şaş ise sağ bek olarak güven vermeyen bir isim, kendisinin çalım atma sevdası bu akşam galatasaray’ın başına iş açabilirdi, olmadı. ancak ileriki maçlarda çok büyük sıkıntı yaratabilir. yenilen golden sonra hasan şaş ileri çıkışlarında tedirginlik yaşamaya başladı devre bitene kadar, hatta çıkması gereken yerlerde bile geride kalmayı tercih etti. yenilen gol sonrası tekrar baskı kurmaya çalıştı galatasaray, ancak ayhan akman’ın geriye ve yana pas tercihleri bu baskıyı çok fazlasıyla hissettirmedi kocaelili (kocaelilililililili yaaar) futbolculara. işte bu noktada bir isim sahneye çıktı; cassio de souza soares lincoln. kesinlik bu akşam maçın adamı kendisiydi. geriye gelip sorumluluk alışı, pas tercihleri, paslarının etkili noktalara gitmesi ve en önemlisi isteği maça damgasını vurdu. size cassio de souza soares lincoln pres yaptı desem? yaptı adam bunu.

milan baros yine istekli oyununu bu maç da sürdürdü. doğru pozisyonlar aldı. attığı golden sonra devre bitmedin mutlak bir gol daha kaçırdı. orada şut yerine, plase tercihi yapsa soyunma odasına 2-1 önde girebilirdik, olmadı. ikinci yarı ilk yarıya göre çok daha düşük bir tempoyla başladı. tabi bu noktada galatasaray’ın avrupa maçından yorgun dönmesi var. bu da takımın kondüsyonun arttırılması gerektiğini gösteriyor. özellikle harry kewell ikinci yarı gol dışında sahada pek gözükmedi. arada parlamadı da değil. ikinci gol gelene kadar resmen diken üzerinde maç seyrettim. shabani nonda kaçırdığı mutlak golün ardından cassio de souza soares lincoln’ün mükemmel pasıyla takımını öne geçirdi. gol sonrası galatasaray kondüsyonun düşmesiyle iyice düşürdü tempoyu ve kocaelispor’un üzerine gelmesini müsade etti. bu dakikalarda gelen volkan yaman – alparslan erdem değişikliği takıma yaradı. nitekim alparslan erdem’in atağıyla milan baros’un 2. defa fileleri havalandırmasıyla hem takım hem de taraftar rahatladı. bu noktada da alparslan erdem’e bir parantez açmak gerekir, kendisi oyuna girdikten sonra kanadında pek fazla atak gelişmedi. bu nedenle de defansif yönünü değerlendirme fırsatımız olmadı (uzmanıyım ya işin) ancak ileri çıkışları son derece olumluydu. hem attırdığı golde hem de sonraki pozisyonlarda gayet iyiydi. driplingleri, sürati, ortasıyla filan sevdim ben bu adamı. volkan yaman’ın yapamadığını yaptı bu akşam. ancak volkan’a da laf demeyelim, savunmada oldukça etkiliydi.

ikinci yarının başında aydın yılmaz’ın yerine giren yaser yıldız ise aydın’ın oynadığı mevkide oynadı, sağ kanatta gole dönük şekilde. ancak yerini yadırgamadı değil. bu nedenle kocaelispor maç boyunca sol kanat yerine sağ kanadı kullanmış olsa hasan şaş – yaser yıldız’ın tarafında bir soruna yol açıp etkili olabilirdi. yapmadılar. üçüncü golün gelmesiyle kocaelispor’un gardı iyice düştü. ve ardından yine lincoln’ün asistiyle sahneye çıkan harry kewell güzel bir golle skoru belirledi. ve kalan 13 dakikada eziyet çekmememizi sağladı.

son iki maçtır 4 gol atıyor galatasaray. ve gollerin hepsi de yabancılardan geldi. geçtiğimiz sezon türk ağırlıklı olan takımdan sonra bu sezon yükü yabancı futbolcular çekiyor. ve burada da yabancı isimlerin kalitesi ortaya çıkıyor. buna dikkat etmek gerek. milan baros, harry kewell gibi isimler ligteki takımlar için fazla adamlar. aynen fenerbahçe’de alex de souza’nın olduğu gibi.

son olarak, cassio de souza soares lincoln’e aynen böyle devam et diyorum. eğer galatasaray, savunmadaki uyum ve sağ bek sorununu artı geriye dönük pas olayını ortadan kaldırırsa çok daha keyifli bir takım izleyeceğiz. teşekkürler çocuklar.


ac bellinzona:3 galatasaray:4

Eylül 21, 2008

yıllardır basınımız kendi takımlarımız için yazar durur; “avrupa kupalarında tecrübemiz yok, başarısızlık normal”, “turnuva tecrübemiz yok, yapamayabiliriz” falan filan. aramızdaki herkes biliyordur bu klişeleri. peki bu bellinzona takımı çok mu tecrübeli? adamlar tarihinde avrupa kupası maçı oynamamış, belki de oynamıştır. ondan bile haberim yok, adını duymamışım sayın okuyucu. şu takıma karşı sağ bek sahibi olmadığın için 3-5-2 taktiğiyle sahaya çıkıyorsun, mantıklı. kanatların ileri geri çalışması gerekir. en çok çalışması gereken kanatlar, gerektiğinde ileride çizgiye kadar inip orta kesecekler gerektiğinde en geri gelip bek olarak görev yapacaklar. iki kanattan bunu serdar biraz gerçekleştirmeye çalıştı, nitekim ilk golün asisti ondan geldi. peki ya sol? volkan, bu akşam takımın en kötüsünden biriydi. ne hücuma yeterli desteği verebildi ne de pasları isabetliydi.

ortasahada lincoln, taraftara inamotolu günleri yaşatıyor adeta. öyle bir misyon üstlenmiş üzerine, casper gibi dolaşıyor sahada. sorumluluk almak yok, ileriye pas dağıtmak yok. sadece tek pasını gördüm onu da nonda değerlendiremedi. lincoln’ün almadığı sorumluluğu harry kewell ile ayhan akman aldı. kewell’ı bu takımda izlemek bana zevk veriyor arkadaş, bir yandan her iki kanatta pozisyon yaratmaya çalışıp, topu ileriye taşımaya çalışıyor diğer yandan ortasahanın ortasına gelip pas dağıtımı görevini üstleniyor. arda turan ile beraber takımı ileriye taşıyabilecek iki adam. işte bu iki adamın olduğu bir takımda lincoln’ün hiç yeri yok. zaten arda’nın olduğu son maçlarda yedek kalması da gayet doğal.

ileride milan baros oldukça istekliydi bu akşam. pozisyon yaratmaya yönelik koşular yaptı, iyi pozisyonlar aldı. radyoda demiştim en az bir golü var diye, belliydi atacağı zaten. iki tane yazdı. güzel bir başlangıç yaptı. shabani nonda ise bir o kadar formsuz ve isteksizdi. yakaladığı gol pozisyonları kaçırılmayacak cinstendi.

üçlü defansın yaşayabileceği sorunları yaşadık bu maçta. zira ilk gol bu kurgunun ürünüydü. ikinci gole bişey demesek de son golde adam paylaşımı nasıl yapıldı hatta yapılamadı anlamış değilim.

sonuç olarak bu kapasitede bir takım, pres yaptığında ve kendi sahasını çok iyi kapattığı zaman kilidi açamıyor bu takım. 5li ortasahaya rağmen. ha sol kanatta volkan yaman yerine başka biri olsa daha mı uygun olurdu, olabilirdi. ortasahada yapılan sürekli yana ve geriye paslar kanser etti izleyeni. demek ki arda turansız bu iş yürümeyecek. dikine top yapabilen adam gerekiyor.

çok pozisyon kaçtı daha farklı da bitebilirdi maç. ancak yine de futbol yetersiz. bu takımın kazanması için rakibinin kırmızı kartla eksilmesine, rakip futbolcunun yaptığı asiste, çarpıp kaleye giren gole ihtiyacı olmamalı. hala bir yerlerde yanlış var. bakalım haftasonu ligte durum ne olacak.

bir de bu skibbe’nin beraberlik serisine kıl olmaya başladım. hazırlık maçlarında başladı bu seri ligte devam ediyor. bir kaç sezon önceki inter, iki sezon önceki gerets’in takımı gibiyiz. hadi hayırlısı.