kocaelispor:1 galatasaray:4

Eylül 21, 2008

kocaeli’nde ismet paşa stadında oruç tutanlar orucunu açmaz iken, stad kebap kokularıyla buram buram kokarken kocaelisporlu futbolcuların vuruşuyla başlayan karşılaşmadır. maçın ilk dakikalarında ev sahibi ekibin baskısını beklerken maça baskılı başlayan taraf galatasaray oldu. harry kewell’ın soldan, aydın yılmaz’ın sağdan ve cassio de souza soares lincoln’un ortadan ataklarıyla sonuç yakalamaya çalıştı ancak başarılı olmadı. dakikalar 10′u gösterirken aydın yılmaz’ın kaptırdığı topta gelişen kocaelispor atağında taner defansın göbeğinde açık bularak golünü attı. burada ilk önce hasan şaş’ın sağ bek olarak görev yerinde olmaması pozisyonun devamına izin verdi, ardından ise servet çetin ile fernando meira arasındaki uyumsuzluk baş gösterdi. bu noktada biraz duracak olursak ligin 4. haftasında hala bu uyum sorunu olmamalı. bir de defanstan çıkarılacak toplar konusunda sıkıntı çekiliyor. bu özelliğe sahip bir futbolcu olan fernando meira ağırlığını koyamıyor. servet çetin’den bir bekin yapması gereken çıkışları yaptığını görüyoruz. hasan şaş ise sağ bek olarak güven vermeyen bir isim, kendisinin çalım atma sevdası bu akşam galatasaray’ın başına iş açabilirdi, olmadı. ancak ileriki maçlarda çok büyük sıkıntı yaratabilir. yenilen golden sonra hasan şaş ileri çıkışlarında tedirginlik yaşamaya başladı devre bitene kadar, hatta çıkması gereken yerlerde bile geride kalmayı tercih etti. yenilen gol sonrası tekrar baskı kurmaya çalıştı galatasaray, ancak ayhan akman’ın geriye ve yana pas tercihleri bu baskıyı çok fazlasıyla hissettirmedi kocaelili (kocaelilililililili yaaar) futbolculara. işte bu noktada bir isim sahneye çıktı; cassio de souza soares lincoln. kesinlik bu akşam maçın adamı kendisiydi. geriye gelip sorumluluk alışı, pas tercihleri, paslarının etkili noktalara gitmesi ve en önemlisi isteği maça damgasını vurdu. size cassio de souza soares lincoln pres yaptı desem? yaptı adam bunu.

milan baros yine istekli oyununu bu maç da sürdürdü. doğru pozisyonlar aldı. attığı golden sonra devre bitmedin mutlak bir gol daha kaçırdı. orada şut yerine, plase tercihi yapsa soyunma odasına 2-1 önde girebilirdik, olmadı. ikinci yarı ilk yarıya göre çok daha düşük bir tempoyla başladı. tabi bu noktada galatasaray’ın avrupa maçından yorgun dönmesi var. bu da takımın kondüsyonun arttırılması gerektiğini gösteriyor. özellikle harry kewell ikinci yarı gol dışında sahada pek gözükmedi. arada parlamadı da değil. ikinci gol gelene kadar resmen diken üzerinde maç seyrettim. shabani nonda kaçırdığı mutlak golün ardından cassio de souza soares lincoln’ün mükemmel pasıyla takımını öne geçirdi. gol sonrası galatasaray kondüsyonun düşmesiyle iyice düşürdü tempoyu ve kocaelispor’un üzerine gelmesini müsade etti. bu dakikalarda gelen volkan yaman – alparslan erdem değişikliği takıma yaradı. nitekim alparslan erdem’in atağıyla milan baros’un 2. defa fileleri havalandırmasıyla hem takım hem de taraftar rahatladı. bu noktada da alparslan erdem’e bir parantez açmak gerekir, kendisi oyuna girdikten sonra kanadında pek fazla atak gelişmedi. bu nedenle de defansif yönünü değerlendirme fırsatımız olmadı (uzmanıyım ya işin) ancak ileri çıkışları son derece olumluydu. hem attırdığı golde hem de sonraki pozisyonlarda gayet iyiydi. driplingleri, sürati, ortasıyla filan sevdim ben bu adamı. volkan yaman’ın yapamadığını yaptı bu akşam. ancak volkan’a da laf demeyelim, savunmada oldukça etkiliydi.

ikinci yarının başında aydın yılmaz’ın yerine giren yaser yıldız ise aydın’ın oynadığı mevkide oynadı, sağ kanatta gole dönük şekilde. ancak yerini yadırgamadı değil. bu nedenle kocaelispor maç boyunca sol kanat yerine sağ kanadı kullanmış olsa hasan şaş – yaser yıldız’ın tarafında bir soruna yol açıp etkili olabilirdi. yapmadılar. üçüncü golün gelmesiyle kocaelispor’un gardı iyice düştü. ve ardından yine lincoln’ün asistiyle sahneye çıkan harry kewell güzel bir golle skoru belirledi. ve kalan 13 dakikada eziyet çekmememizi sağladı.

son iki maçtır 4 gol atıyor galatasaray. ve gollerin hepsi de yabancılardan geldi. geçtiğimiz sezon türk ağırlıklı olan takımdan sonra bu sezon yükü yabancı futbolcular çekiyor. ve burada da yabancı isimlerin kalitesi ortaya çıkıyor. buna dikkat etmek gerek. milan baros, harry kewell gibi isimler ligteki takımlar için fazla adamlar. aynen fenerbahçe’de alex de souza’nın olduğu gibi.

son olarak, cassio de souza soares lincoln’e aynen böyle devam et diyorum. eğer galatasaray, savunmadaki uyum ve sağ bek sorununu artı geriye dönük pas olayını ortadan kaldırırsa çok daha keyifli bir takım izleyeceğiz. teşekkürler çocuklar.


ac bellinzona:3 galatasaray:4

Eylül 21, 2008

yıllardır basınımız kendi takımlarımız için yazar durur; “avrupa kupalarında tecrübemiz yok, başarısızlık normal”, “turnuva tecrübemiz yok, yapamayabiliriz” falan filan. aramızdaki herkes biliyordur bu klişeleri. peki bu bellinzona takımı çok mu tecrübeli? adamlar tarihinde avrupa kupası maçı oynamamış, belki de oynamıştır. ondan bile haberim yok, adını duymamışım sayın okuyucu. şu takıma karşı sağ bek sahibi olmadığın için 3-5-2 taktiğiyle sahaya çıkıyorsun, mantıklı. kanatların ileri geri çalışması gerekir. en çok çalışması gereken kanatlar, gerektiğinde ileride çizgiye kadar inip orta kesecekler gerektiğinde en geri gelip bek olarak görev yapacaklar. iki kanattan bunu serdar biraz gerçekleştirmeye çalıştı, nitekim ilk golün asisti ondan geldi. peki ya sol? volkan, bu akşam takımın en kötüsünden biriydi. ne hücuma yeterli desteği verebildi ne de pasları isabetliydi.

ortasahada lincoln, taraftara inamotolu günleri yaşatıyor adeta. öyle bir misyon üstlenmiş üzerine, casper gibi dolaşıyor sahada. sorumluluk almak yok, ileriye pas dağıtmak yok. sadece tek pasını gördüm onu da nonda değerlendiremedi. lincoln’ün almadığı sorumluluğu harry kewell ile ayhan akman aldı. kewell’ı bu takımda izlemek bana zevk veriyor arkadaş, bir yandan her iki kanatta pozisyon yaratmaya çalışıp, topu ileriye taşımaya çalışıyor diğer yandan ortasahanın ortasına gelip pas dağıtımı görevini üstleniyor. arda turan ile beraber takımı ileriye taşıyabilecek iki adam. işte bu iki adamın olduğu bir takımda lincoln’ün hiç yeri yok. zaten arda’nın olduğu son maçlarda yedek kalması da gayet doğal.

ileride milan baros oldukça istekliydi bu akşam. pozisyon yaratmaya yönelik koşular yaptı, iyi pozisyonlar aldı. radyoda demiştim en az bir golü var diye, belliydi atacağı zaten. iki tane yazdı. güzel bir başlangıç yaptı. shabani nonda ise bir o kadar formsuz ve isteksizdi. yakaladığı gol pozisyonları kaçırılmayacak cinstendi.

üçlü defansın yaşayabileceği sorunları yaşadık bu maçta. zira ilk gol bu kurgunun ürünüydü. ikinci gole bişey demesek de son golde adam paylaşımı nasıl yapıldı hatta yapılamadı anlamış değilim.

sonuç olarak bu kapasitede bir takım, pres yaptığında ve kendi sahasını çok iyi kapattığı zaman kilidi açamıyor bu takım. 5li ortasahaya rağmen. ha sol kanatta volkan yaman yerine başka biri olsa daha mı uygun olurdu, olabilirdi. ortasahada yapılan sürekli yana ve geriye paslar kanser etti izleyeni. demek ki arda turansız bu iş yürümeyecek. dikine top yapabilen adam gerekiyor.

çok pozisyon kaçtı daha farklı da bitebilirdi maç. ancak yine de futbol yetersiz. bu takımın kazanması için rakibinin kırmızı kartla eksilmesine, rakip futbolcunun yaptığı asiste, çarpıp kaleye giren gole ihtiyacı olmamalı. hala bir yerlerde yanlış var. bakalım haftasonu ligte durum ne olacak.

bir de bu skibbe’nin beraberlik serisine kıl olmaya başladım. hazırlık maçlarında başladı bu seri ligte devam ediyor. bir kaç sezon önceki inter, iki sezon önceki gerets’in takımı gibiyiz. hadi hayırlısı.