Ekim 27, 2008
daha geçtiğimiz ay afrika’dan bir ses geldi, uganda’dan. hastalık, savaş ve kötü ekonomi gibi nedenlerle evini, ailesini kaybetmiş olan ugandalı çocukların hayatlarını geliştirmek amacıyla kurulmuş olan bir organizasyon bulunuyor, bitone organizasyonu. bu organizasyon kapsamında ugandalı çocuklar, çeşitli sanatçıların parçalarına kendi yörelerinin müzikal renklerini katıp yorumlamışlardı şarkıları. bu şarkılardan bir tanesi de björk’ün “all is full of love”ı idi. parçayı buradan dinlemeniz mümkün.
bu ay da başka bir organizasyon ile adı geçti björk’ün. bu sefer kendi ülkesi için, nattura adını taşıyan, izlanda’nın doğal kaynaklarının korunması, sanayi kolları için doğal kaynaklara çevre dostu alternatif çözüm getirilmesi konusunda. organizasyon ile ayrıntılı bilgiye ise buradan göz atabilirsiniz.
björk ise bir single çıkararak destek olmuş organizasyona, adı “náttúra”. single da björk yalnız değil, kendisine thom yorke, brian chippendale, matthew herbert ve her daim destekçisi olan mark bell eşlik etmiş. tek parçadan ibaret olan single’da thom yorke back vokalde yer alıyor. björk ve thom yorke fanlarının dikkatine.
» yorum bırak; |
müzik | Etiketlendi: all is full of love, bitone, björk, brian chippendale, izlanda, mark bell, matthew herbert, náttúra, radiohead, thom yorke, uganda |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Ekim 25, 2008
son günlerde sinema üzerine yazılarımla döndüm bloguma. kendi zevkime göre seçim yapıp izlediğim filmler hakkında yine kendi kafama göre kendi bildiklerim dahilinde yorum yazmaya çalışıyorum. sevdiğim yönetmenlerden biri olan woody allen’a da ufaktan el atarım. öncesinde ise biraz woody allen sineması üzerine karalama yapayım istedim.
kendisinin filmografisini haddim olmayarak 3 döneme ayırıyorum:
1 – absürd filmleri. allen’ın ince zekasının ürünü olan esprileri barındıran, durum komedisi, absürd temalı filmleridir. örnek olarak; take the money and run, bananas, zelig.
2 – new yorker filmleri. bir new york aşığıdır woody allen. filmlerinin de geçtiği yerdir genellikle. bu tür filmleri elit bir çevre arasında geçer, entelektüel zümrenin arasındaki kadın erkek ilişkilerini işler. bu tür filmlerine örnek verecek olursam; annie hall, manhattan, a midsummer night’s sex comedy.
3 – suç unsuru içeren filmleri. bu tarz filmlerine daha çok son dönemde çektikleri arasında rastlıyoruz. bir cinayet işleniyor, katil bu olaydan sıyrılmaya çalışıyor, vicdan sorgulamasına giriyor. örneklerini de hemen sıralayım; match point, crimes and misdemeanors, cassandra’s dream.
» yorum bırak; |
sinema | Etiketlendi: a midsummer night's sex comedy, annie hall, bananas, cassandra's dream, crimes and misdemeanors, manhattan, match point, sinema, take the money and run, woody allen, woody allen sineması, zelig |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Ekim 24, 2008

kağıdın yanma sıcaklığı olan “fahrenheit 451″ adını koyarak o ünlü distopya klasiğini yazmış ray bradbury 1953′te. kitapların yasaklandığı ve yakıldığı bir toplumda kaçış yolunu kitapları ezberlemekte bulur bireyler. toplum içerisinden koparak bir nevi kitap insan olarak yaşarlar.
son dönemlerde artan internet yasaklarına bugün bir yenisi daha eklendi. blogger, blogspot’a ait olan blog sayfalarına giriş yapılamıyor. çözümü basit; ktunnel, vtunnel gibi siteler üzerinden erişim sağlanabiliyor.
aklıma takılıp durdu, acaba internet sayfasının tutuşma sıcaklığı kaç fahrenheittir?
» yorum bırak; |
hayat | Etiketlendi: blogger, blogspot, fahrenheit 451, internet yasağı, ray bradbury |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı