yeni.. yeni.. yeni..

Kasım 30, 2008

machine_head_-_the_blackening* uzun bir aradan sonra, geçtiğimiz sene yeni albümü “the blackening”‘i piyasaya süren machine head, albümü cilalayıp bir de üzerine 2. cd ekleyerek piyasaya sürüyor. ek cd’de çeşitli grupların parçalarının coverları yer alıyor. daha önce iced earth, cradle of filth, dream theater, solitude aeturnus gibi gruplar tarafından yorumlanan iron maiden balladı “hallowed be thy name”‘i bir de machine head’den dinleyeceğiz. cd’de yer alan coverlardan bazıları ve sahipleri şöyle; “negative creep” – nirvana, “alan’s on fire” – poison idea, “house of suffering” – bad brains…

napalm-death* grind core’un babalarından napalm death, nihayet t.c. topraklarına uğruyor. önümüzdeki ocak ayı sonunda istanbul’u birbirine katacak olan grubun yeni stüdyo albümü de yolda. “time waits for no slave” adlı albüm net ortamına düşmüş durumda.


death_rituals1

* death metal’in bir başka efsane ismi chris barnes’ın grubu six feet under’ın yeni albümü de bu ay ortasında satışa çıktı. 10. stüdyo albümleri olan eser “death rituals” adını taşıyor.


bu da björk sevenlere gelsin..

Kasım 30, 2008

bjork_-_homogenicbjörk de 97 tarihli “homogenic”i yeniden elden geçirerek piyasaya sürecek. 3 aralık’ta çıkacak albümde, orijinal parçalara ek olarak b-side’lar yer alıyor. özellikle bu seneki volta turnesinde bazı konserlerinde çaldığı “nature is ancient” da tracklistte bulunuyor. orijinal liste haricindeki şarkıların tamamı ise şöyle:

- joga (howie b. mix)
- sod off
- immature (björk’s version)
- so broken
- nature is ancient
- joga (alec empire mix)


motörhead fanlarının dikkatine..

Kasım 30, 2008

motorheadeylül ayı başında çıkardıkları “motörizer” albümüyle hala formda olduklarını kanıtlayan ve 60′ından sonra nasıl pis rock’n roll çalınacağını aleme gösteren  lemmy ve çetesi yılın son ayına girerken fanları için çalışmalarla giriyor. grubun ilk dönem ürünleri olan ve adlarının kitlelere yayılmasını sağlayan “bomber”, “overkill”, “ace of spades” ve “iron fist” albümlerinin deluxe editionları arka arkaya piyasaya sürüldü. 2 cd’den oluşan bu edisyonlarda albümde yer alan şarkıların orijinallerinin yanı sıra alternatif kayıtları da bulunmakta. seriyi beşleyecek olan “no sleep ’til hammersmith”‘in edisyonu ise 2009′da raflarda yerini alacak.


if all goes wrong

Kasım 30, 2008

ifallgoeswrongsmashing pumpkins’e ait belgesel dvd’si piyasaya çıktı. 2 diskten oluşan dvd setinde grubun 2007 yazındaki asheville ve san fransisco konserlerinden kesitler bulunuyor. ilk disk, belgesel kısmını barındırıyor, the who gitaristi pete townshend’in röportajının yanı sıra grubun fanları için çeşitli ek özellikler bulunmakta. 2. diskte ise grubun çeşitli konserlerinden kaydedilen 14 parça bulunuyor. bu parçalara ek olarak 5 tane de konser öncesi provalarda kaydedilen parçalar bulunmakta.

yeni kıtada çoktan satışına başlanan dvd seti avrupa’da ay sonundan itibaren bulunabilecek. yurdum müzik marketlerine girişi ise zaman alır gibi.


artılarıyla eksileriyle fm2009

Kasım 29, 2008

taktikyaklaşık 2 hafta oldu oyun çıkalı ve yaklaşık 2.5 sezon oynadım oyunu. artık hakkında bir şeyler yazmanın zamanı geldi.

öncelikle oyunun kapağında che’yi görüyoruz. boş yere koyulmamış oraya che. getirilen 3d özelliği ile fm tarihinde bir devrim yapılmış durumda, hatta menajerlik oyunları tarihinde. 99′dan beri oynuyorum bu oyunu, cm ve fm’ye bağlı kaldım. sadece ilk yıllar şu an adını hatırlamadığım bir oyunu oynuyordum. onda da 3d özelliği vardı (8 sene öncesi sanırım) ancak sürekli birbirini tekrar eden pozisyonlardan golün ne zaman gelip gelmeyeceğini çözüyordum. fm’nin 3d olayı ise heyecan verici. adeta tv’de maç izlermiş hissi veriyor insana. hatta maçı tv view seçeneğiyle izleme, ve heyecanı daha da fazla yaşama olanağı veriyor oyun. ayrıca 5 farklı kamera açısıyla maçı farklı şekillerde izleme imkanı sunuluyor. ancak görüntüyle ilgili bazı ufak eksiklikler yok değil. örneğin hakemleri moonwalk yaparken, sakat oyuncuları olduğu yerde koşarken görebilirsiniz. bunlar giderilir, bir de tribün görüntüleri de verilirse oyuna tadından yenmez.

11
gelelim oyunla ilgili artı ve eksilere…

artıları:

+ oyuncuların maç boyunca ne kadar koştuğu görülüyor.

+ oyuncuların maç performansı daha detaylanmış durumda, puanları (7.1, 6.4) şeklinde görülebiliyor.

+ yardımcı antrenör maç içerisinde gidişata göre mantıklı öneriler sunuyor.

+ maç raporunun haricinde maç ekranının alt tarafındaki bar sayesinde istenilen dakikadaki pozisyona erişilip izlenebiliyor.

+ transferler kolaylaşmış durumda. takımın reputation’ına göre kolayca transfer yapılabiliyor. eskisi gibi uçuk teklif vermeye gerek kalmıyor. örneğin; galatasaray’dayken mehmet topuz’u piyasa değerine göre ilk teklifte satın aldım.

+ transfer tekliflerinde karşı takımın hangi pozisyonlara adam aradığı belirtiliyor, yani sizde eğer satılık adam varsa o mevkilerde oynayan takas yapma ihtimaliniz oluyor.

+ tesadüf müdür bilmem ama oyuncu özellikleri gerçektekine çok benziyor. şunu demeye çalışıyorum, milan baros defans arkasına koşu yapıyor, kaleciyle karşı karşıyayken plase şut tercihi yerine kaleciyi çalımlamaya  ve geçmeye çalışıyor. henüz topu elle kestiğini görmedim :)

22
eksileri:

- taktik tahtasında oyuncuların koşu yollarındaki varvasyonlar azaltılmış. önceden tek forvet çıkıp, sağ ve sol açığı tandem oynatıp ceza sahasının içine yönlendiriyordum. forvet arkası oyuncunun da katılımıyla ataklarda rakip ceza sahasında 4 oyuncum oluyordu. defansın markajından sıyrılan oyuncularım rahatlıkla golü buluyordu. bu oyunda yapamadım bunu. mecburen tek forvet arkasında 3 amc ile idare ediyorum.

- önceki oyunlarda yenen tuhaf goller bu oyunda da devam ediyor. ve 3d olduğundan golün ayrıntıları görülebiliyor. trabzonspor deplasmanındayken meira geri pas veriyor, de sanctis trabzon tribünlerini seyrederken top çizgiyi geçti ve sanctis’in umrunda değildi.

- fm2008′deki sakatlık sorunu malesef devam ediyor. eğer açılış sezonundaki yaz kampını yeterince iyi değerlendirmezseniz ilk sezonunuzda her maç 2-3 sakatlık yaşamanız olası. kadrom geniş olmasına rağmen sıkıntı çektim.

- devam eden sorunlardan birisi de kart sorunu. tackling’i hard seçeneğini yapmanız durumunda kartlar başınızı ağrıtabilir. ben bu sorunu yaşamadım ancak rakip takımlar 2-3 kırmızı kart görebiliyor maçta.

- ceza sahası dışındaki faullerde penaltı kararı çıkıyor. daha çok lehime olduğu için pek ses etmiyorum ama aleyhime olsaydı isyan ederdim.

- ofsayt pozisyonları anında kesilmiyor. yani ortasahada ofsayt durumundaki oyuncu kaleye kadar iniyor, golünü atıyor, takım hep beraber coşup sevinirken ofsayt kararı veriliyor, çıldırıyorum.

- uzatma dakikalarına genelde uyulmuyor. 2. sezonumda barcelona ile şampiyonlar ligi yarı finalindeyim. camp nou’daki ilk maçta 2-0 mağlup oluyorum. ikinci maç ali sami yen’de. 1-0 öndeyken bir golüm bir önceki maddedeki gibi iptal ediliyor. skor 2-0′a geliyor, bir golüm daha aynı şekilde çöpe gidiyor. hakem 4 dakika uzatma veriyor. uzatmalarda turu geçerim diyorum. 6. uzatma dakikasında barcelona golü buluyor ve eleniyorum, ağlayacaktım.

- kendinizi kaptırdığınız zaman sevgilinizle sorun çıkartabiliyor. oyuna dalıp, kız arkadaşınıza olan ilginizi düşürmeyin. paparayı yersiniz.

genç oyuncu önerilerim:

* rafael carioca (gremio)
* mehmet ekici (bayern munchen 2)
* eren derdiyok (basel)
* onyekachi apam (nice)

3


geçmiş zaman olur ki

Kasım 29, 2008

stfutbolla yatıp kalkan bir ülkenin çocukları da elbet futbol delisi olur. hatırlıyorum, ilkokul 3. sınıf olmalıyım, babannemlerin evinde bir odada halının kenarında kapının eliğine kendime göre bir kale yapmış, misketle oynuyordum. avrupa’nın önde gelen takımlarının arasına galatasaray’ın da adını yazar, takımları gruplara böler ve bir turnuva halinde oynardım. diğer takımlar barselona, ajax, liverpool, milan… daha o zamandan şampiyonlar liginin temelini atmışım, haberim yok. soğuk kış günlerinde öyle tatmin ederdim futbol açlığımı. kış günü demişken gözümün önünden gitmeyen bir sahne vardır; rotariu’nun werder bremen kalesine çektiği şut ve topun kale önünde kara saplanıp kalmasıdır. hatırladığım zaman üzülürüm hala.

12baharları ise tahta üzerine çakılan çivilerle yaratılan futbol sahası üzerinde madeni para veya gazoz kapağı ile oynardık, çimenler üzerinde top tepmenin haricinde. ben karışmazdım pek bu tahtanın çivilenme işlemlerine, arkadaşlar çivilerin nereye çakılacağının hesabını kitabını özenle yapar ve çakarlardı çivileri. ben de oynayarak parmaklarımı eskitirdim. özellikle paraya vuracakken, parmağın parayı ıska geçip çivilere vurması çok can yakardı. bu oyunun modernize hali olan ve genelde “futbol stadyumu” gibi isimleri olan plastikten yapma oyunlar da vardı. ucuza kaçanları genelde dayanıksız malzemeden olurdu ve oynandıkça oyuncuları kopardı, en sonunda saha üzerindeki tüm oyuncular kırık dökük olurdu ve çöpü boylardı.

parmakların ırzına geçen bir başka şey de atari konsollarıydı. gerçi konsol kelimesi bile fazla modern kalıyor. abanarak oynadığımızdan zamanla plastik kısımları kopar, içindeki tenekeye basarak oynardık. tabi birkaç saat sonrasında da vahim sonuçlar ortaya çıkardı, baş parmaklarda ezikler.

coffeecupsoccer
nostalji yapmışken eskilerle yeni şartları karşılaştırmayacağım. bir sonraki postta fm2009 üzerine yazacaktım. aklıma bunlar geldi, dökeyim dedim içimdekileri.

internationalsoccer


bagimsizsinema.com

Kasım 28, 2008

header1ec6neredeyse 1 yıl olacak blogu açalı, yaz dönemi hariç elimden geldiğince istikrarlı olmaya çalışıp yazılar eklemeye çabalıyorum bloga. son dönemlerde işsiz olmam nedeniyle bol bol vaktim oluyor yazı yazmaya. çalışmalarım bagimsizsinema.com ekibinin dikkatini çekmiş. geçtiğimiz günlerde iletişime geçerek, birbirimize karşılıklı destek olmaya karar verdik. şu demek oluyor ki; bundan sonra bagimsizsinema.com‘da da yazıyorum. oraya da beklerim.


top 5 – ah bu şarkıların gözü kör olsun #2

Kasım 27, 2008

joy_division1. joy division – “she’s lost control”

2. marianne faithfull – “crazy love”

3. pj harvey – “grow grow grom”

4. jeff buckley – “so real”

5. john frusciante – “the past recedes”


oha dedirten fm olayı

Kasım 27, 2008

fm2009 çıktı çıkalı günlerimi ve gecelerimi kaplamaya başladı. günlük yapacaklarımdan kaytarıyorum, sevgiliden azar yiyorum, yine de bilgisayar masasına hapsolmuş şekilde yaşamaya devam… fm2009′da 2. sezonu bitirmek üzereyim, oyunla ilgili bir yazı yazacağım. ancak öncesinde fm2008′de karşılaştığım değişik bir olayı paylaşayım dedim. sene 2008 ve sezon sonu avrupa şampiyonası var malum. şampiyona için elemeler tamamlanıyor ve açılış günü gelip çatıyor. gözlerime inanamadım o an, eleme gruplarında son sırayı alan takımlar şampiyonaya katılmış. san marino, luksemburg, liechtenstein, faroe adaları, ermenistan hatta kazakistan bile var. platini manzarayı görse, gözleri yaşarırdı sanırım.

buyrun screen shotlar:

grup aşaması

1

ve final

2


dull flame of desire

Kasım 26, 2008

björk’ün durum itibarıyla son albümü olan “volta”‘da 3. sırada yer alan parça. önce “wanderlust”‘ın hızlı temposundan çıkan korna seslerinden sonra az bir sessizlik olur sonra wonderbrass orkestrası pirinçli üflemelilere üflemeye başlar ve parça boyunca dönüp duracak olan o döngü başlar, insanın gönül tellerini titreten damarlarındaki kanla birlikte heyecan taşıyan. ardından björk o harika sesiyle “i love your eyes, my dear” diye girer, ona antony and the johnsons’ın kadife sesli vokalisti antony hegarty eşlik etmeye başlar bu 7 dakika 30 saniyelik şölende.

parçanın sözleri andrei tarkovsky’nin unutulmaz filmlerinden olan “stalker”‘da yer alan fyodor tyutchev’ın şiirinden pasajlar içeriyormuş.

björk’ün albüm için çıkardığı bilmem kaçıncı singledan birisi de bu şarkı için oldu ve 22 eylül’de piyasada yerini almıştı.