Ocak 8, 2009
son dönemde fotoğraf üzerine pek bir hevesliyim. uzun yıllardan beri içimde olan fotoğraf çekme isteğin, analog makinalarda şu asa – iso, diyafram – estantane hızı gibi sayısal olaylar gözümü korkuttuğundan dolayı dışa vurumu olmuyordu. hayır, matematik mezunuyum. sayılardan, formüllerden korkacak bir adam da değilim ama nedense hep uzak durdum. gafsa‘dan ötürü içimdeki istek tekrar nüksetti ve gidip 2. el bir foto makinası kaptım (pentax k2). henüz sonuç verecek bir çalışmam olmadı. şu sıralar diyafram, enstantane ayarı, alan derinliği gibi mevzularla cebelleşiyorum.
makina alırken dijital – analog arasında çok gittim geldim. madem “boogeyman”‘den sonra geliyor bu post, “korkunla yüzleş” söylemini hatırlayıp! analog almaya karar verdim. dijital için araştırma yaparken, oklar beni hep canon eos 450 d’ye yönlendirdi. ve o makina içimde bir ukde olarak kaldı. önceki gün bimeks’te de 350 tl’lik indirimle satıldığını duyunca (tek günlük kampanya) iyice içime oturdu. ama bir gün benim olacak o!!
3 Yorumlar |
hayat | Etiketlendi: canon eos 450 d, fotoğraf, fotoğrafçılık |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Ocak 8, 2009
90′lı yılların ortalarında müzik sahnesine çıkıp “umay umay”, “naylon” gibi sağlam albümlerle türk müzik piyasasını alttan alttan silkeleyen, o albümleri bugün piyasaya sunsa alternatif piyasadaki mevcut isimleri şöyle bir kenara fırlatabileceğini düşündüğüm umay umay’ın piyasada bir süredir bulunmayan kitaplarının yeniden basımı yapıldı. liman yayın – reklam tarafından el atılan projeyle kendisinin “bütün güzel çocuklar şüpheli”, “orospu kırmızı”, “rüya duvarları”, “sokaklar uyudu artık öpüşebiliriz”, “veda busesi 34u442″ isimli 5 kitabını birden bastı. uzun zamandır arayanların dikkatine…
1 Yorum |
edebiyat | Etiketlendi: bütün güzel çocuklar şüpheli, orospu kırmızı, rüya duvarları, sokaklar uyudu artık öpüşebiliriz, umay umay, veda busesi 34u442 |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Ocak 6, 2009
adettendir, her yıl bittiğinde ve yeni yıla girildiğinde geçmiş senenin en önemli olayları, ıvırları, zıvırları sıralanır. yolkoşucusu plakçılık da bünyesindeki çalışanlara ve çeşitli gruplardaki müzisyenlere 2008′den 10 tane albüm seçmesini istemiş. söz konusu listelere buradan göz atabilirsiniz. ben de “high fidelity“‘e selam çakarak top 5 yapmaya alışkın bir blog yazarı olarak neyim eksik diyorum ve sıralıyorum listemi. buyrunuz:
1. nick cave and the bad seeds – “dig lazarus dig”
2. tindersticks – “the hungry saw”
3. motörhead – “motörizer”
4. replikas – “zerre”
5. portishead – “third”
6. opeth – “watershed”
7. coldplay – “viva la vida”
8. alanis morissette – “flavors of entanglement”
9. sigur rós – “með suð í eyrum við spilum endalaust”
10. one day as a lion – “one day as a lion”
» yorum bırak; |
müzik | Etiketlendi: roadrunner records, top 10 |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Ocak 5, 2009
1. dave matthews band – “stolen away on 55th & 3rd”
2. replikas – “gülmediğin günler”
3. king crimson – “walking on air”
4. ayyuka – “hayat derde bandı beni”
5. jane birkin – “et quand bien même”
» yorum bırak; |
top 5 | Etiketlendi: top 5 |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Ocak 5, 2009
1. replikas – “zerre”
2. gogol bordello – “gypsy punks underdog world strike”
3. tindersticks – “the hungry saw”
4. bongzilla – “amerijuanican”
5. kırıka – “kabasaz”
» yorum bırak; |
top 5 | Etiketlendi: top 5 |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Ocak 3, 2009
izmir’in kendisine has lezzetlerinden birisi söğüş. aslında izmir ile kısıtlamak yanlış, ege bölgesinin çeşitli yerlerinde tadına bakmak mümkün (mesela ayvalık). alkol dolu bir gece sonrası çorba, kokoreç, boyoz gibi seçeneklerin arasında olan orgazmik lezzet. bunu da sadece alkol sonrası öğün olarak kısıtlamamalıyım, günün her saati rahatlıkla tüketilebilir. ancak içerisinde olmazsa olmazı kırmızı soğan kullanıldığı için koku sorunu yaratabilir.
kelleden çıkan dil, yanak, beyin gibi etlerin haşlanmış ve soğuk halde, taze dürümün içerisine soğan ve maydonozla beraber ince ince kıyılmasıyla yapılıyor. kimyon, tuz, pul biber gibi çeşitli baharatlarla lezzeti doruğa çıkıyor.
istanbul’a gittiğimde (sanki izmir’de her gün söğüş yermiş gibi – ki olsa hayır demem) özlediğim ve bulamadığım lezzettir. aynen kokoreçte olduğu gibi (kokoreçin içerisine domates koyulur mu hiç!).
izmir’de pek çok yerde yeme şansı vardır söğüşü. ancak kimisinin lavaşı bayattır, kimisi etten kısar, az koyar içerisine tadı çıkmaz. söğüşte benim için izmir’de akla gelen ilk adres söğüşçü aco’dur. hatay semtinin nokta bölgesinde pizza pizza’nın yan sokağında tezgahı olan aco, her daim taze olan lavaşı ve içerisine acımadan koyduğu etle, büyüklüğünden dolayı yemesi beceri isteyen söğüş sunuyor.denk gelirse mutlaka yemeden geçmeyin. afiyet olsun.

5 Yorumlar |
yemek | Etiketlendi: izmir, söğüş, söğüşçü aco |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı