aranıyor…

Ocak 18, 2009

80360_2madem bukowski üzerinden gidiyoruz bugün, bunu da yazmadan geçmeyim dedim. charles bukowski üzerine yazılmış pek çok biyografi var ecnebi piyasada. bunlardan howard sounes’ın “çılgın bir yaşamın kollarında tutsak” adlı kitabı basıldı seneler önce parantez yayınları tarafından. kapsamlı bir biyografi sayılıyor ancak yurt dışındaki edisyonuna göre fotoğraf bakımından biraz fakir deniliyor. yıllardır arıyorum kitapçılarda, sahaflarda. bulamadım. istanbul’a gittiğimde istiklal’deki parantez’e uğradım, basmayı düşünüyoruz dediler. 8 ay geçti tık yok. gittigidiyor’da da denk gelemedim bir türlü. elinde bulundurup gözden çıkarmak isteyen varsa haber etsin. ya da bir yayınevi el atsın da bassın. ne güzel olur.


buk üzerine

Ocak 18, 2009

bukowski2000′lerin başından bu yana bir bukowski fırtınasıdır gidiyordu yurdum gençliğinde, şu sıralar duruldu gibi. henry chinaski, sadece bukowski’nin alter egosu olmakla kalmamış, kamışına su yürümüş gençlerin girebileceği delik arayışında umutsuzluğu, kaybedişi simgeler oldu. “six pack” alıp lıkır lıkır içebilen, eli kalem tutup üç beş satır karalayabilen, hayatın hastalıklı gidişine içinden de olsa isyan edebilen herkes birer “küçük bukowski” kesildi. bir de onun erotik öykülerini farkeden kitle oldu; bu iç gıdıklayıcı kelimelerden oluşan öyküler, onları bir bokun sinekleri kokusuyla davet edişi gibi kendisine çekti. aylar geçti belki de aylar, ufak sıkıntılar bir kenara atıldı ve bununla beraber buk kitapları. buk sevgisi ona kafa olarak bağlı olanlarda baki kaldı.

bana, yaptığı erotik edebiyattan ziyade hayatın ne kadar basit ve adaletsiz olduğunu yansıtmasıyla sevdim ben bukowski’yi. bize anlattıkları amerikan orta sınıfının içerisinde yaşamış olan herhangi bir kaybedenin yaşadıkları. alkol, kadın, kumar… çoğu erkeğin zayıf noktasını oluşturabilecek mevzular. kim kolayca reddedebilir ki?


yeni baskı

Ocak 14, 2009

istiridye çocuğun hüzünlü ölümü“marla singer” kademesine gelmemiş ergen & gotik? kızların bir önceki basamağıdır “ölü gelin” ve tim burton’ın beyninden çıkan diğer karakterler. kitabın yeni baskısından bahsedecekken çok alakasız bir giriş yaptığımın farkındayım. içerisinde tim burton etiketi geçen bir post olmamıştı. hazır burada adı geçiyorken dokundurayım istedim sadece. sadede gelirsem; ilk olarak om yayınları tarafından 1999′da basılan “istiridye çocuğun hüzünlü ölümü”‘nün yeni baskısı altıkırkbeş yayın tarafından yapıldı.


yeni baskı

Ocak 8, 2009

umay-umay90′lı yılların ortalarında müzik sahnesine çıkıp “umay umay”, “naylon” gibi sağlam albümlerle türk müzik piyasasını alttan alttan silkeleyen, o albümleri bugün piyasaya sunsa alternatif piyasadaki mevcut isimleri şöyle bir kenara fırlatabileceğini düşündüğüm umay umay’ın piyasada bir süredir bulunmayan kitaplarının yeniden basımı yapıldı. liman yayın – reklam tarafından el atılan projeyle kendisinin “bütün güzel çocuklar şüpheli”, “orospu kırmızı”, “rüya duvarları”, “sokaklar uyudu artık öpüşebiliriz”, “veda busesi 34u442″ isimli 5 kitabını birden bastı. uzun zamandır arayanların dikkatine…


sırf anarşi

Aralık 24, 2008

sirf-anarsi1bir başka sevdiğim adam, woody allen’ın 20 yıl aradan sonra yazdığı öykülerden oluşan “sırf anarşi” de yeni basılan kitaplar arasında. siren yayınları tarafından türkçe’ye kazandırılan kitap, babanın zeka pırıltılarının döküldüğü ve mizahını yansıttığı öyküleri barındırıyor içerisinde. 176 sayfalık kitabın benim için özel yanıysa sevdiceğimin hediyesi oluşu.


karagöz ile boşverinbeni

Aralık 24, 2008

karagoz-ile-bosverinbenikendisine karşı duyduğunuz sempatinin kesinlik içerdiği bir adamdır, ferhan şensoy. ya seversiniz ya sevmezsiniz. bu güne kadar “ya ben ferhan şensoy”‘u biraz severim” diyen de duymadım. bense kendisini sevmem, taparım. çocukluğumun dizisi “varsayalım ismail”den başlayan tiyatro oyunları ve kitaplarıyla doruğa ulaşan büyük bir sempatim vardır ferhan babaya. ikimizin de ortak sevdiği yazarlardan olan boris vian gibi kelimeleri evirip çevirip oynaması, sahip olduğu farklı mizah anlayışı bu sempatinin nedenlerinden bir kısmı. oyunları şehrime geldikçe mümkünse kaçırmamaya çalışır, izleyemediklerimin vcd’sini temin eder, hafızamın katmanları arasına dahil ederim. her çıkacak kitabınıysa sabırsızlıkla bekler, önceden çıkardığı ve baskısı tükenen kitapları içinse hayıflanırım.

2005′te piyasaya sürdüğü “elveda ssk”‘dan sonra yeni romanının sinyallerini çakıyordu son 1 sene içerisinde. nihayet o da piyasaya düştü; “karagöz ile boşverinbeni”. alışılageldiği gibi ortaoyuncular yayınları’ndan çıkan kitap 389 sayfa ve ederi 20 ytl.


tindersticks geliyor!!!

Aralık 14, 2008

tindersticks2 ay süren avrupa turnesinden yeni dönen ingilizlerin haso gruplarından tindersticks soluklanmadan yeni turnenin planlarını yapıyor. yeni yılın şubat ayında çıkacakları avrupa turnesinde uğrayacakları duraklardan birisi de türkiye!

bilindiği üzere daha önce 2003 yılında gelip ankara ve istanbul’da konser veren grubun vokalisti stuart a. staples geçtiğimiz sene tek başına gelerek solo projesindeki parçaları seslendirmişti. yunanistan ve türkiye’deki konserlerin henüz belli olmamışken keşke araya izmir’i de sokuverse organizatörler. tribute grup olayı yerine biraz gerçek grupları izlese buradaki seyirci. böyle dediğime bakmayın, diğerleri umrumda değil, ben izlesem yeter =)


fahrenheit 451 yeniden

Aralık 9, 2008

fahrenheit-451roman uyarlamalarından açıldı madem mevzu, öyle devam edelim. ray bradbury’nin meşhur distopyası “fahrenheit 451″ bilindiği gibi 1966′da fransız yeni dalga sinemasının en önemli yönetmenlerinden françois truffaut tarafından sinemaya aktarılmıştı.

söz konusu eser castle rock entertainment tarafından ele alınmış ve yeniden sinemaya uyarlanmayı bekliyor durumda. filmi kimin yöneteceği henüz belli değil ancak başrol için şu anda brad pitt düşünülüyormuş. planlanan gösterim tarihi ise 2010.


kısmet

Aralık 9, 2008

cosmic-banditosjack kerouac’ın kaleminden çıkan, beat kuşağının kutsal kitabı sayılan “on the road”‘un beyaz perdeye aktarımıyla ilgili serüveni daha önce yazmıştım (bkz: yolcu yolunda gerek). çekimi tamamlanacak da biz izleyeceğiz, seneler oldu…

aynı kaderi paylaşan, yine çok sevdiğim bir roman daha var. a.c. weisbecker’ın “cosmic banditos”‘u, türkçe çevirisiyle “kozmik haydutlar”. meskalinlerle kafaları güzelleyen haydutların bir ailenin eşyalarını gasp edişini, bavulların arasında ailenin babasına ait olan kuantumla ilgili kitabı bulan haydutların diğer eşyalarla beraber kitaba el koyuşlarını ve kozmik uzay, kuantum meselelerine dalışlarını anlatır roman. kuantum gibi ciddi bir meseleyi kendi kafalarıyla birleştirerek eğlenceli bir hale getirir banditolar. zevkle okutur kendisini kitap.

birkaç sene önce romanın sinemaya uyarlanacağı haberi yayılmış, john cusack’ın da başrol oynayacağı söylenmişti. hayrettin’in dediği gibi “sahaya sis indi,  zemin buz tuttu, rüzgar ters esti” ve bir türlü “kısfmet olmadı” filmi çekmek. hala daha ertelenip duruyor proje. imdb’ye göz atınca da 2011 diyor tarihine. o zamana kim öle, kim kala.


izmir kitap fuarı

Nisan 24, 2008

yanılmıyorsam ilk kez 10 sene kadar önce, lise sondayken, gitmiştim kitap fuarına öğünçle beraber. o dönemde bugünkü gibi kitaplarla çok fazla içli dışlı değiliz, leman – lemanyak tayfası gelmiş, onlardan imza alma derdindeyiz. hatta adamlara köpeköldüren götürmüştük yanımızda. daha sonraki senelerde kitap ihtiyacımı karşılamak için güzel bir kaynak olmuştu. ne zaman ki internet hayatımızda daha fazla yer kaplamaya başladı ve sanal kitapçılardan yine aynı indirimle kitap almaya başladım, benim için kitap fuarının pek bir cazibesi kalmadı. takip ettiğim yayınevlerinin burada stand açmaması da tuzu biberi oldu. sadece her sene şöyle bir uğrayıp ne var ne yok göz attığım gezi yeri haline geldi.

13. izmir kitap fuarı geçen cumartesi günü açıldı ve önümüzdeki pazar gününe kadar açık kalacak. fuarın ilk günü ziyaret etme şansım oldu. evde zaten bir sürü kitap okunma sırasını beklediği için sadece gezerim, gerek kalmadıkça da bir şey almam düşüncesiyle standları dolanırken bir tanesinde takılıp kaldım. almayı düşündüğüm bir kitap neredeyse bedavaya satılınca direk atladım, yine aynı indirimli kitaplardan ilgimi çekenleri de bir bir toparladım tezgahtan. bendeki iştah satıcının dikkatini çekmiş olacak ki bir anda yanımda bitiverdi. burada hemen bir parantez açalım; işgüzar tezgahtarları hiç sevmem. bir dükkana girdiğinizde, genellikle giyim üzerine olanlar, yanınızdan ayrılmazlar, sizin rahatça alışveriş yapma zevkinizin içine etmekle kalmayıp gereksiz önerilerle aklınızı çelmeye çalışırlar. artık parantezi kapatabiliriz. durmadan bana kitap tavsiyesinde bulunmaya, ne tür kitap okuduğumu sormaya çalıştı. işte burada duralım. birincisi; kitap zevkine sahibim, sıradan bir okur değilim. neyi okuyup okumayacağımı bilebilen, genelde de sadece zevkine sahip duyduğum kişilerden bu konuda tavsiye alan birisiyim. ikinci ve daha da önemlisi; kitap bu, hızlı tüketim malı değil ki. belki senin butikte tavsiye ettiğin t-shirt üstüme yakışacak ama kitap beynime ve zevkime yakışacak mı bakalım? tanımadığım kişilerle gereksiz polemiklere girmeyi pek gerek görmediğimden, kısa kestim alışverişimi. eminim diğer standlara da uğrasam bu tarz satış politikasına maruz kalacaktım. hemen voltamı aldım, çıktım fuardan.