Aralık 28, 2008
andrea russotto
1988 doğumlu italyan oyuncu, oyun başladığında bellinzona’nın kadrosunda yer alıyor. ancak ilk senesini kiralık olarak oynadığı napoli’de tamamladıktan sonra bosman kuralıyla serbest kalıyor. reputation’ı az olan kulüplere rahatlıkla gelmesinin yanı sıra kulüpten talep olması nedeniyle neredeyse sıfır maliyetli bir oyuncu. pozisyonu ise forvet arkası ve sağ açık. ben onu sağ açıkta mehmet topuz ile rotasyonda kullanıyorum.
aslında bosko jankovic ile izlediğim transfer politikasının bir parçasıydı russotto. onu ilk sezon sonunda bosman ile almış ve pilot takımım olan büyükşehir belediye’ye kiralayıp süper lig tecrübesinin olmasını istemiştim. böylece istanbul hayatına alıştı. sıkışık trafiğe rağmen antrenmanlara vaktinde gelmesini bildi, beyoğlu gecelerinden uzak kalıp kendisini futbola verdi. yakışıklı fiziğiyle türk kızlarının italyan erkek sevdasına ilaç gibi gelen andrea’ya, jankovic’i 44 milyon $’a chelsea’ye satmamdan sonra takıma geri çağırıp direk kadroda yer verdim.
bu satırları yazmadan önce nazara geldi, 5 ay sahalardan uzak kalacak. ama kaliteli physio’larım sayesinde 3-4 ayda döner futbola. sakatlanana kadar 11 maçta 1 gol ve 7 asistlik performansıyla göz doldurdu.
1 Yorum |
futbol | Etiketlendi: andrea russotto, fm 2009, football manager 2009, genç yetenek |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Aralık 22, 2008
aslında maçı özetleyebilecek tek söz var; “perşembenin gelişi çarşambadan belli olur”. beşiktaş’ın son dönemdeki düşüşüyle galatasaray’ımın yükselişinin aynı döneme denk gelmesinden, oyuncuların form durumundan ve maçın sami yen’de oluşundan bu çıkarımı yapmak mümkündü. nitekim favori olan taraf bizdik ve yendik.
haftasonu istanbul’da olduğumdan maçı sami yen’de izleme şansım vardı. ta ki çarşamba sabahı biletix kuyruğunda karaborsacılardan bana sıra gelmeyip, bilet alamamama kadar. daha sonra beşiktaşlı sevgilimle tv’den izleriz dedik. ancak onunla geçireceğim saatleri maça tercih ettim. sadece golleri izledim, tartışmalı pozisyonları izlemediğim için bir şey yazmam da yersiz olur.
hafta içi basına açıklama yapan mustafa denizli, takımının bu maçı kaybetmesi halinde değişen bir şey olmayacağını, hedeflerinden sapmayacaklarını belirtmişti. derbi maç öncesi kaybetmekten bahsetmeden denizli’yi de şaşırtmamıştır skor. bir anda barça – real maçı öncesi kovulan schuster’in açıklamaları aklıma geldi. sonra da burasının türkiye oluşu…

2 Yorumlar |
futbol | Etiketlendi: beşiktaş, galatasaray, mustafa denizli |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Aralık 14, 2008
pek televizyon izleyen birisi olmadığımdan evimde uydu anten, kablo tv, digiturk, d-smart gibi olaylar yok. bir şey izleyeceksem karasal antenin bana sunduğu kanallar yeterli oluyor. akşam maçın ntvspor’dan yayınlanacağını sanan ben net üzerinden nasıl maçı izleyebilirim diye harıl harıl aranırken aklıma ntv’nin yayın akışına bakmak geldi, maçı program dahilinde görünce mutlu oldum. her hafta tarifeyi 3′ten açan barça’yı real madrid karşısında izlemek bir zevk olacaktı. tecavüz izleme beklentisiyle oturduğum maçta ataklar defansa, defansı geçenler de kalecilere takıldı. barça’nın penaltı kazandığı anda etoo topun arkasına geçerken casillas’a baktım, güvenle duruyordu kalesinde kurtarır dedim, kurtardı. zevkim de kaçtı. gidip bir şeyler yiyeyim dedim, odadan çıkarken “ulen ben izlerken gol olmadı şimdi atacak barça” dedim, tabağı doldururken etoo çakmış golünü. ercan taner’in bağırmalarına koştum.. ermiş olacak adam da değilim, hadi bakalım.

1 Yorum |
futbol | Etiketlendi: barcelona, el classico, fc barcelona, ntv, ntvspor, real madrid |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı
Aralık 13, 2008
6 senedir her sezon lisanslı forma alıyorum, ancak arkalarına pek isim yazma sevdalısı değildim. zaten giga hagi’den sonra öyle isim yazdıracak bir isim de gelmemişti benim için, eğer ribery çekip gitmeseydi…
100. yıl formasını aldığımda bir tek kişinin adını yazdırabilirdim, çocukluğumun küçük bülent’i gençliğimin (bunu yazarken tuhaf oldum, hala gencim ama başka kelime seçemedim??) büyük kaptan’ı; bülent korkmaz. önceki jenerasyonlardan olsam elbette metin oktay olurdu…
geçtiğimiz sezon şampiyon olduğumuzda tek bir şey vardı kafamdan geçen, yeni sezon formaları çıkar çıkmaz almak. ilk sürpriz cm & fm serisinde takımlarımın olmazsa olmazı kewell geldi, ikincisiyse turuncu renk formalar. özellikle hollanda milli takım formasından dolayı aşırı sempati duyduğum bu renk yakışmıştı formaya. turuncu formadan bir tane almak şart olmuştu ve arkasına kewell 19 yazdırmak…
ligin ilk haftalarındaki iyi performansından sonra bir ara durulmuştu kewell, gerçi takım olarak da aynı şeyi demek mümkündü. ancak son haftalarda lincoln’ün de kendini bulmasıyla takımla beraber kewell da coşmaya başladı. ne var ki futbol hayatında ismiyle beraber duymaya alıştığımız sakatlık yine geldi onu buldu. ve ilk yarıyı kapattı. neyse ki çok uzun bir süre değil ama bu da özlememize engel değil.
» yorum bırak; |
futbol | Etiketlendi: bülent korkmaz, daddy cool, forma, galatasaray, harry kewell, lincoln, metin oktay |
Kalıcı Bağlantı
beerserk tarafından yazıldı