yeni..

Ocak 19, 2009

pj harveypj harvey ile john parish, 13 sene önce beraber kotardıkları “dance hall at louse point” albümünden sonra yeniden bir araya gelip yeni bir albüm çıkarıyorlar. “a woman a man walked by” adını taşıyan albüm için dinleyicilerle randevu mart sonuna verilmiş. pj harvey’in kariyerinde farklılık taşıdığına inandığım “dance hall at louse point”‘ten sonra yeni albümün nasıl olacağını oldukça merak ediyorum. özellikle gitarların yerini piyanoya bıraktığı, iç burkan “white chalk”‘tan sonra…

years of refusalmorrissey’in yeni albümü “years of refusal”‘ın çıkış tarihi ilk olarak eylül 2008 olarak açıklanmıştı. ertelendi durdu, şubat ortası çıkacak. fakat net ortamına düşmüş durumda albüm, şu anda dinliyorum. ilk izlenimim gitar tonlarında farklılık oluşu. iyice etüd ettikten sonra girişirim bir yazıya.

enfants-dhiver12002 tarihli “arabesque” albümüyle fransızlara rakı içertecek kadar içli yapan jane birkin’in yeni albümü “enfants d’hiver” yayınlanan albümler arasında. bu albümün en önemli özelliği tüm şarkı sözlerinin kendi elinden çıkması.

march_of_the_zapotec_holland_ep

amerikalı indie folk grubu beirut 16 şubat’ya bir  double e.p. piyasaya sürüyor. “march of the zapotec / holland” adını taşıyan e.p. , meksika müziğinden esintileri içeriyormuş.

the-crying-light

antony and the johnsons’ın yeni albümü “the crying light” bugün piyasaya düşüyor. 3. stüdyo albümleri olan albüm, şu ana kadar pek çok müzik dergisi tarafından iyiye yakın puanı kapmış durumda.


natacha atlas istanbul’da

Ocak 8, 2009

natacha-atlasizmir’de yaşamanın en berbat yanıdır, sevdiğiniz sanatçılar/gruplar istanbul’a gelir, sahnede şakır ve geri döner. siz sadece medyaya ve çeşitli sitelere yansımalarını okursunuz konserin. geçtiğimiz sene içerisinde pek çok isim geldi öyle aklımın kalıp da gidemediğim. one love, uni rock festivalleri ve björk konseriyle acımı bir nebze olsun dindirsem de konser müptelası olan bendeniz hep böyle ağzım açık açık konser haberlerine bakıp duracağım.

benim için yılın en dikkat çekici konserlerinin ilki, natacha atlas’ın yarın ve ertesi akşam babylon’da vereceği konserler. 35 tl fiyat biçilmiş, ucuz bile (biletler tükenmiş, almadıysanız heves yapmayın). sonuçta kuzey afrika ve orta doğu’nun ümmü gülsüm’den sonraki en önemli sesini dinleyecek insanlar. gidenler benim yerime de dinlesin, raks eylesin. amin.


top 10 of 2008

Ocak 6, 2009

adettendir, her yıl bittiğinde ve yeni yıla girildiğinde geçmiş senenin en önemli olayları, ıvırları, zıvırları sıralanır. yolkoşucusu plakçılık da bünyesindeki çalışanlara ve çeşitli gruplardaki müzisyenlere 2008′den 10 tane albüm seçmesini istemiş. söz konusu listelere buradan göz atabilirsiniz. ben de “high fidelity“‘e selam çakarak top 5 yapmaya alışkın bir blog yazarı olarak neyim eksik diyorum ve sıralıyorum listemi. buyrunuz:

1. nick cave and the bad seeds – “dig lazarus dig”
2. tindersticks – “the hungry saw”
3. motörhead – “motörizer”
4. replikas – “zerre”
5. portishead – “third”
6. opeth – “watershed”
7. coldplay – “viva la vida”
8. alanis morissette – “flavors of entanglement”
9. sigur rós – “með suð í eyrum við spilum endalaust”
10. one day as a lion – “one day as a lion”


arabesk nereye

Aralık 26, 2008

son dönemde anlayamadığım bir şekilde arabesk, entelijansiyanın bir oyuncağı oldu. amerika’yı yeniden keşfetmek gibi önce toprak eşelendi, altından arabesk çıkarıldı, yontuldu, eğildi, büküldü ve önümüze sunuldu. fairuz derin bulut da bu icraatin son temsilcisi oldu. arabesk dünyasının en büyük söz yazarlarından ali tekintüre ile beraber oturup yeni bir albüm yaptılar. fairuz derin bulut vs. ali tekintüre adı altındaki projenin ürünü yakında doublemoon’dan piyasada yerini alacak. grup bir süre önce albümden ilk parça, “acı gerçekler”i myspace sayfasına koydu. dinlemek için buradan buyrun.


4:13 dream

Aralık 25, 2008

4-13-dreamekim ayının sonunda piyasaya sessiz sedasız çıktı the cure’un yeni albümü. sessiz sedasız derken, net üzerinde çok fazla yazıya rastlamadım hakkında. eğer roll’un bu ayki sayısında albüm kritikleri arasında görmesem hala daha haberim olmayacaktı bu albümden.

albüm adı içerisinde yer alan 4:13′ün ne olduğu hakkında biraz kafa yormuştum. 13 ile bu albümün 13. stüdyo albümü olduğuna mı dikkat çekilmiş acaba derken, albüm öncesi çıkartılan single’ların tarihleri gözüme çarptı. mayıs’tan itibaren 4 ay boyunca ve ayın 13. günleri yayınlanmış single’lar.

daha önce de grubun albüm kapaklarını çizen porl thompson’un kaleminden çıkan kapak, bir önceki albüm “the cure” ile aynı tarzda ve bu iki albüm kapağı grubun diskografisine göre farklılık teşkil ediyor.

geçtiğimiz haftadan beri dolandırıp durdum winamp listemde albümü. önceki albümlere göre farklı bir sounda sahip olmayan albüm, grubun artık kemikleşmiş havasını aktarıyor dinleyene. albümdeki en sevdiğim parça olan “freakshow” bunun bir örneği mesela. çıktığı günden beri çoğu rock dergisinden yüksek puanlar kapan albüm, the cure dinlemeye başlayacaklar için doğru bir adres olmasa da grubu sevenlerin hoşuna gidecek kalitede.


evisceration plague

Aralık 23, 2008

evisceration-plagueyeni yılın ilk aylarında çıkacak bir başka yeni albüm haberi ise cannibal corpse’a ait. death metalin floridalı ağa babalarının 11. stüdyo albümü “evisceration plague” adını taşıyor. ocak ayı sonunda raflara damlayacak olan albümün kapak tasarımı alışılageldiği üzere vincent locke’un elinden çıkma. 12 parçadan oluşan albümün tracklisti ise şu şekilde:

1. Priests of Sodom
2. Scalding Hail
3. To Decompose
4. A Cauldron of Hate
5. Beheading and Burning
6. Evidence in the Furnace
7. Carnivorous Swarm
8. Evisceration Plague
9. Shatter Their Bones
10. Carrion Sculpted Entity
11. Unnatural
12. Skewered From Ear to Eye


ya sabır

Aralık 23, 2008

blog neredeyse the gathering günlüğü gibi oldu. şöyle geriye bir baktım fazlasıyla yazmışım grup hakkında. son dönemlerde yazdıklarım ise yeni albümlerinin ne zaman çıkacağı ve nasıl olacağı üzerineydi. tüm bu soruların cevapları belli oldu.

öncelikle grup, anneke’nin yerini alacak olan bayan vokalisti belirlemiş, ancak isim konusunda herhangi bir açıklama yok. daha da önemli haber ise yeni albümün nisan 2009′da piyasaya çıkacağı. “the west pole” adını taşıyan albümde, vokalistin yanı sıra 2 tane daha hatun, misafir sanatçı olarak vokallere eşlik edecekmiş. 9 parça içeren albümün kayıtları hala daha sürdüğünden net üzerinden şu sıralar parça yayınlamayı düşünmüyorlar. psychonaut records etiketiyle piyasaya sürülecek albümle beraber akıllardaki tüm soru işaretleri çözüleceğe benziyor, sadece sabretmek gerek.

the gathering günlüğü:

* wellcome to “home”

* yeni albüme doğru

* ne olacak bu gathering’in hali?


tindersticks geliyor!!!

Aralık 14, 2008

tindersticks2 ay süren avrupa turnesinden yeni dönen ingilizlerin haso gruplarından tindersticks soluklanmadan yeni turnenin planlarını yapıyor. yeni yılın şubat ayında çıkacakları avrupa turnesinde uğrayacakları duraklardan birisi de türkiye!

bilindiği üzere daha önce 2003 yılında gelip ankara ve istanbul’da konser veren grubun vokalisti stuart a. staples geçtiğimiz sene tek başına gelerek solo projesindeki parçaları seslendirmişti. yunanistan ve türkiye’deki konserlerin henüz belli olmamışken keşke araya izmir’i de sokuverse organizatörler. tribute grup olayı yerine biraz gerçek grupları izlese buradaki seyirci. böyle dediğime bakmayın, diğerleri umrumda değil, ben izlesem yeter =)


mentira

Aralık 6, 2008

manu chao’nun “clandestino” albümünde yer alan güzelim şarkı. mentira, ispanyolca’da “yalan” anlamına geliyor. şarkı sözlerindeyse bize söylenenlerin, verilenlerin, yapılanların kısaca hayata dair herşeyin yalan olduğu vurgulanmış. loopa alıp defalarca arka arkaya dinleyesi gelir insanın.

aynı parça manu chao’nun konser albümü “radio bemba sound system”da da yer alır, parçanın melodileri akarken üstten subcomandante marcos’un konuşmaları duyulur, şarkının adı da “ezln…para tod@s todo” olarak gözükür cd’de.


tribute grup tribi

Aralık 3, 2008

malum çoğu sanatçının durağı olan, her sene gelip konser verdikleri, albüm için çıktıkları turnelerde mutlaka uğradıkları bir ülke değiliz. h2000 ile beraber başlayan alternatif müzik türlerine yönelik festivaller ve özellikle son bir kaç senedir yaşanan konser çılgınlıklarıyla idare ediyoruz. çılgınlık lafı kendi standartlarımıza göredir, herhangi bir avrupa şehrine göre mukayese edilmesi hata olur.

geçtiğimiz seneden bu yana bir trend var ülkemizde. büyük ve ünlü grupların şarkılarını yorumlayan tribute gruplar geliyorlar ve üç büyük (bazen daha da fazla) şehrimizde konserlerini verip gidiyorlar. geçen seneden hatırladıklarım placebo, metallica, iron maiden gibi gruplardı. bu sene de kasım’da muse’un, içerisinde bulunduğumuz ay da metallica’nın tribute gruplarının konserleri oldu. bu olay 1 seneden beri yapıldığına göre demek ki belirli bir talep var. sevdiğim grubun şarkılarını başka heriflerden dinlemek sizi ne kadar keser bilemem ama benim pek sıcak bakmadığım bir olay. ne kadar iyi olurlarsa da olsunlar önyargım var, aynı önyargıyı çoğu grubun kaşarkanmış şarkılarını elden geçiren bar gruplarına da duyuyorum. herkes benim gibi değil ya, eğlenen eğlenmesini biliyor. benim bu konserlerde takıldığım diğer nokta, sazan avı yaparcasına afiş bastırılması. koskoca puntolarla muse’un altına ufacık tribute grubu yazılıp, istanbul, izmir, ankara diye sayılınca ve afişle sokakta karşılaşınca insan “aha!!” diye bir irkiliyor, sonradan ayrıntıya dikkat edip kendine geliyor.